İçeriğe atla
28 Ağustos 2026 · 15 Rebiülevvel 1448
Online Hatim
Nebe' Suresi

سُورَةُ النَّبَإِ

Nebe' Suresi

78. sûre · 40 âyet · Mekkî · mushafta aç

1

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ عَمَّ يَتَسَآءَلُونَ

Birbirlerine neyi soruyorlar?

Âyet sayfası s.582 · 30. cüz
2

عَنِ ٱلنَّبَإِ ٱلْعَظِيمِ

2-3. âyetler birlikte çevrilmiştir

Üzerinde anlaşmazlığa düştükleri büyük haberi (mi)?

Âyet sayfası s.582 · 30. cüz
3

ٱلَّذِى هُمْ فِيهِ مُخْتَلِفُونَ

Âyet sayfası s.582 · 30. cüz
4

كَلَّا سَيَعْلَمُونَ

Hayır, ileride bilecekler.

Âyet sayfası s.582 · 30. cüz
5

ثُمَّ كَلَّا سَيَعْلَمُونَ

Yine hayır; ileride bilecekler.

Âyet sayfası s.582 · 30. cüz
6

أَلَمْ نَجْعَلِ ٱلْأَرْضَ مِهَٰدًۭا

6-7. âyetler birlikte çevrilmiştir

Biz, yeryüzünü bir döşek, dağları da birer kazık yapmadık mı?

Âyet sayfası s.582 · 30. cüz
7

وَٱلْجِبَالَ أَوْتَادًۭا

Âyet sayfası s.582 · 30. cüz
8

وَخَلَقْنَٰكُمْ أَزْوَٰجًۭا

Sizleri (erkekli-dişili) eşler halinde yarattık.

Âyet sayfası s.582 · 30. cüz
9

وَجَعَلْنَا نَوْمَكُمْ سُبَاتًۭا

Uykunuzu bir dinlenme (sebebi) kıldık.

Âyet sayfası s.582 · 30. cüz
10

وَجَعَلْنَا ٱلَّيْلَ لِبَاسًۭا

Geceyi (sizi örten) bir elbise yaptık.

Âyet sayfası s.582 · 30. cüz
11

وَجَعَلْنَا ٱلنَّهَارَ مَعَاشًۭا

Gündüzü de geçimi temin zamanı kıldık.

Âyet sayfası s.582 · 30. cüz
12

وَبَنَيْنَا فَوْقَكُمْ سَبْعًۭا شِدَادًۭا

Üstünüze yedi sağlam gök bina ettik.

Âyet sayfası s.582 · 30. cüz
13

وَجَعَلْنَا سِرَاجًۭا وَهَّاجًۭا

Alev alev yanan aydınlatıcı ve ısıtıcı bir kandil yarattık.

Âyet sayfası s.582 · 30. cüz
14

وَأَنزَلْنَا مِنَ ٱلْمُعْصِرَٰتِ مَآءًۭ ثَجَّاجًۭا

14-16. âyetler birlikte çevrilmiştir

Taneler, bitkiler, sarmaş dolaş bahçeler çıkaralım diye yağmur yüklü yoğun bulutlardan şarıl şarıl yağmur yağdırdık.

Âyet sayfası s.582 · 30. cüz
15

لِّنُخْرِجَ بِهِۦ حَبًّۭا وَنَبَاتًۭا

Âyet sayfası s.582 · 30. cüz
16

وَجَنَّٰتٍ أَلْفَافًا

Âyet sayfası s.582 · 30. cüz
17

إِنَّ يَوْمَ ٱلْفَصْلِ كَانَ مِيقَٰتًۭا

Şüphesiz hüküm ve ayırma günü belirlenmiş bir vakittir.

Âyet sayfası s.582 · 30. cüz
18

يَوْمَ يُنفَخُ فِى ٱلصُّورِ فَتَأْتُونَ أَفْوَاجًۭا

Bu, sûra üfürüleceği gün gerçekleşir ve siz bölük bölük gelirsiniz.

Âyet sayfası s.582 · 30. cüz
19

وَفُتِحَتِ ٱلسَّمَآءُ فَكَانَتْ أَبْوَٰبًۭا

Gök açılır ve kapı kapı olur.

Âyet sayfası s.582 · 30. cüz
20

وَسُيِّرَتِ ٱلْجِبَالُ فَكَانَتْ سَرَابًا

Dağlar yürütülür, serap haline gelir.

Âyet sayfası s.582 · 30. cüz
21

إِنَّ جَهَنَّمَ كَانَتْ مِرْصَادًۭا

21-23. âyetler birlikte çevrilmiştir

Şüphesiz cehennem, bir gözetleme yeridir; azgınlar için, içinde çağlar boyu kalacakları bir dönüş yeridir.

Âyet sayfası s.582 · 30. cüz
22

لِّلطَّٰغِينَ مَـَٔابًۭا

Âyet sayfası s.582 · 30. cüz
23

لَّٰبِثِينَ فِيهَآ أَحْقَابًۭا

Âyet sayfası s.582 · 30. cüz
24

لَّا يَذُوقُونَ فِيهَا بَرْدًۭا وَلَا شَرَابًا

Orada ne bir serinlik ve ne de içecek bir şey tadacaklar!

Âyet sayfası s.582 · 30. cüz
25

إِلَّا حَمِيمًۭا وَغَسَّاقًۭا

25-26. âyetler birlikte çevrilmiştir

Ancak, uygun bir ceza olarak kaynar su ve irin içecekler.

Âyet sayfası s.582 · 30. cüz
26

جَزَآءًۭ وِفَاقًا

Âyet sayfası s.582 · 30. cüz
27

إِنَّهُمْ كَانُوا۟ لَا يَرْجُونَ حِسَابًۭا

Çünkü onlar hesaba çekilmeyi ummuyorlardı.

Âyet sayfası s.582 · 30. cüz
28

وَكَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا كِذَّابًۭا

Âyetlerimizi de alabildiğine yalanlamışlardı.

Âyet sayfası s.582 · 30. cüz
29

وَكُلَّ شَىْءٍ أَحْصَيْنَٰهُ كِتَٰبًۭا

Biz ise, her şeyi bir kitapta (Levh-i Mahfûz'da) tamamiyle sayıp tespit ettik.

Âyet sayfası s.582 · 30. cüz
30

فَذُوقُوا۟ فَلَن نَّزِيدَكُمْ إِلَّا عَذَابًا

Kafirlere şöyle denilir: "Şimdi tadın. Artık bundan sonra yalnızca azabınızı artıracağız."

Âyet sayfası s.582 · 30. cüz
31

إِنَّ لِلْمُتَّقِينَ مَفَازًا

31-34. âyetler birlikte çevrilmiştir

Şüphesiz Allah'a karşı gelmekten sakınanlara bir kurtuluş, bahçeler, üzümler, kendileriyle bir yaşta, göğüsleri çıkmış genç kızlar ve dolu dolu kadehler vardır.

Âyet sayfası s.583 · 30. cüz
32

حَدَآئِقَ وَأَعْنَٰبًۭا

Âyet sayfası s.583 · 30. cüz
33

وَكَوَاعِبَ أَتْرَابًۭا

Âyet sayfası s.583 · 30. cüz
34

وَكَأْسًۭا دِهَاقًۭا

Âyet sayfası s.583 · 30. cüz
35

لَّا يَسْمَعُونَ فِيهَا لَغْوًۭا وَلَا كِذَّٰبًۭا

Orada ne bir boş söz işitirler, ne de bir yalan.

Âyet sayfası s.583 · 30. cüz
36

جَزَآءًۭ مِّن رَّبِّكَ عَطَآءً حِسَابًۭا

36-38. âyetler birlikte çevrilmiştir

Bunlar kendilerine; Rabbinden, göklerin ve yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbinden, Rahmân'dan bir mükafat, yeterli bir ihsan olarak verilmiştir. Onlar, Ruh'un (Cebrail'in) ve meleklerin saf duracakları gün Allah'a hitap edemeyeceklerdir. Sadece Rahmân'ın izin vereceği ve doğru söyleyecek olan kimseler konuşabilecektir.

Âyet sayfası s.583 · 30. cüz
37

رَّبِّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا ٱلرَّحْمَٰنِ ۖ لَا يَمْلِكُونَ مِنْهُ خِطَابًۭا

Âyet sayfası s.583 · 30. cüz
38

يَوْمَ يَقُومُ ٱلرُّوحُ وَٱلْمَلَٰٓئِكَةُ صَفًّۭا ۖ لَّا يَتَكَلَّمُونَ إِلَّا مَنْ أَذِنَ لَهُ ٱلرَّحْمَٰنُ وَقَالَ صَوَابًۭا

Âyet sayfası s.583 · 30. cüz
39

ذَٰلِكَ ٱلْيَوْمُ ٱلْحَقُّ ۖ فَمَن شَآءَ ٱتَّخَذَ إِلَىٰ رَبِّهِۦ مَـَٔابًا

İşte bu, hak olan gündür. Artık dileyen kimse Rabbine ulaştıran bir yol tutar.

Âyet sayfası s.583 · 30. cüz
40

إِنَّآ أَنذَرْنَٰكُمْ عَذَابًۭا قَرِيبًۭا يَوْمَ يَنظُرُ ٱلْمَرْءُ مَا قَدَّمَتْ يَدَاهُ وَيَقُولُ ٱلْكَافِرُ يَٰلَيْتَنِى كُنتُ تُرَٰبًۢا

Şüphesiz biz sizi, kişinin önceden elleriyle yaptıklarına bakacağı ve inkarcının, "Keşke toprak olaydım!" diyeceği günde gerçekleşecek olan yakın bir azaba karşı uyardık.

Âyet sayfası s.583 · 30. cüz

Meâl: Diyanet İşleri Başkanlığı Meâli — Diyanet İşleri Başkanlığı
Kur'an metni: Tanzil Project (CC BY 3.0)
Ses kaydı: Mişari Râşid el-Afâsî — AlQuran Cloud / islamic.network