İçeriğe atla
28 Ağustos 2026 · 15 Rebiülevvel 1448
Online Hatim
Nâziât Suresi

سُورَةُ النَّازِعَاتِ

Nâziât Suresi

79. sûre · 46 âyet · Mekkî · mushafta aç

1

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ وَٱلنَّٰزِعَٰتِ غَرْقًۭا

Andolsun (kâfirlerin ruhlarını) şiddetle çekip çıkaranlara,

Âyet sayfası s.583 · 30. cüz
2

وَٱلنَّٰشِطَٰتِ نَشْطًۭا

Andolsun (mü'minlerin ruhlarını) kolaylıkla alanlara,

Âyet sayfası s.583 · 30. cüz
3

وَٱلسَّٰبِحَٰتِ سَبْحًۭا

Andolsun yüzüp yüzüp gidenlere,

Âyet sayfası s.583 · 30. cüz
4

فَٱلسَّٰبِقَٰتِ سَبْقًۭا

Derken, öne geçenlere,

Âyet sayfası s.583 · 30. cüz
5

فَٱلْمُدَبِّرَٰتِ أَمْرًۭا

Nihayet işi çekip çevirenlere (ki, mutlaka tekrar diriltileceksiniz).

Âyet sayfası s.583 · 30. cüz
6

يَوْمَ تَرْجُفُ ٱلرَّاجِفَةُ

6-7. âyetler birlikte çevrilmiştir

Büyük bir sarsıntının olacağı o günde o sarsıntıyı, peşinden gelen başka bir sarsıntı izleyecektir.

Âyet sayfası s.583 · 30. cüz
7

تَتْبَعُهَا ٱلرَّادِفَةُ

Âyet sayfası s.583 · 30. cüz
8

قُلُوبٌۭ يَوْمَئِذٍۢ وَاجِفَةٌ

O gün birtakım kalpler (tedirginlik içinde) şiddetle çarpacaktır.

Âyet sayfası s.583 · 30. cüz
9

أَبْصَٰرُهَا خَٰشِعَةٌۭ

Onların gözleri (korku ile) inecektir.

Âyet sayfası s.583 · 30. cüz
10

يَقُولُونَ أَءِنَّا لَمَرْدُودُونَ فِى ٱلْحَافِرَةِ

Şöyle derler: "Biz gerçekten gerisingeriye eski halimize mi döndürüleceğiz?"

Âyet sayfası s.583 · 30. cüz
11

أَءِذَا كُنَّا عِظَٰمًۭا نَّخِرَةًۭ

"Bizler çürümüş kemiklere döndükten sonra mı?"

Âyet sayfası s.583 · 30. cüz
12

قَالُوا۟ تِلْكَ إِذًۭا كَرَّةٌ خَاسِرَةٌۭ

"Öyle ise bu hüsran dolu bir dönüştür" dediler.

Âyet sayfası s.583 · 30. cüz
13

فَإِنَّمَا هِىَ زَجْرَةٌۭ وَٰحِدَةٌۭ

Halbuki o, bir haykırıştan (sûr'un üfürülmesinden) ibarettir.

Âyet sayfası s.583 · 30. cüz
14

فَإِذَا هُم بِٱلسَّاهِرَةِ

Birdenbire kendilerini mahşerde buluverirler.

Âyet sayfası s.583 · 30. cüz
15

هَلْ أَتَىٰكَ حَدِيثُ مُوسَىٰٓ

(Ey Muhammed!) Mûsâ'nın haberi sana geldi mi?

Âyet sayfası s.583 · 30. cüz
16

إِذْ نَادَىٰهُ رَبُّهُۥ بِٱلْوَادِ ٱلْمُقَدَّسِ طُوًى

Hani, Rabbi ona mukaddes Tuvâ vadisinde şöyle seslenmişti:

Âyet sayfası s.584 · 30. cüz
17

ٱذْهَبْ إِلَىٰ فِرْعَوْنَ إِنَّهُۥ طَغَىٰ

"Haydi Firavun'a git! Çünkü o azmıştır."

Âyet sayfası s.584 · 30. cüz
18

فَقُلْ هَل لَّكَ إِلَىٰٓ أَن تَزَكَّىٰ

"Ona de ki: İster misin (küfür ve isyanından) temizlenesin?

Âyet sayfası s.584 · 30. cüz
19

وَأَهْدِيَكَ إِلَىٰ رَبِّكَ فَتَخْشَىٰ

Seni Rabbine ileteyim de ona karşı derinden saygı duyup korkasın!"

Âyet sayfası s.584 · 30. cüz
20

فَأَرَىٰهُ ٱلْءَايَةَ ٱلْكُبْرَىٰ

Derken Mûsâ O'na en büyük mucizeyi gösterdi.

Âyet sayfası s.584 · 30. cüz
21

فَكَذَّبَ وَعَصَىٰ

Fakat o, Mûsâ'yı yalanladı ve isyan etti.

Âyet sayfası s.584 · 30. cüz
22

ثُمَّ أَدْبَرَ يَسْعَىٰ

Sonra sırt dönüp koşarak gitti.

Âyet sayfası s.584 · 30. cüz
23

فَحَشَرَ فَنَادَىٰ

Hemen (adamlarını) topladı ve onlara seslendi:

Âyet sayfası s.584 · 30. cüz
24

فَقَالَ أَنَا۠ رَبُّكُمُ ٱلْأَعْلَىٰ

"Ben, sizin en yüce Rabbinizim!" dedi.

Âyet sayfası s.584 · 30. cüz
25

فَأَخَذَهُ ٱللَّهُ نَكَالَ ٱلْءَاخِرَةِ وَٱلْأُولَىٰٓ

Allah onu, ibret verici şekilde dünya ve âhiret cezasıyla cezalandırdı.

Âyet sayfası s.584 · 30. cüz
26

إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَعِبْرَةًۭ لِّمَن يَخْشَىٰٓ

Şüphesiz bunda Allah'tan sakınıp korkan kimseler için büyük bir ibret vardır.

Âyet sayfası s.584 · 30. cüz
27

ءَأَنتُمْ أَشَدُّ خَلْقًا أَمِ ٱلسَّمَآءُ ۚ بَنَىٰهَا

(Ey inkarcılar!) Sizi yaratmak mı daha zor, yoksa göğü yaratmak mı? Onu Allah kurmuştur.

Âyet sayfası s.584 · 30. cüz
28

رَفَعَ سَمْكَهَا فَسَوَّىٰهَا

Onu yükseltmiş ve ona düzen ve âhenk vermiştir.

Âyet sayfası s.584 · 30. cüz
29

وَأَغْطَشَ لَيْلَهَا وَأَخْرَجَ ضُحَىٰهَا

O göğün gecesini karanlık yaptı, ışığını da çıkardı.

Âyet sayfası s.584 · 30. cüz
30

وَٱلْأَرْضَ بَعْدَ ذَٰلِكَ دَحَىٰهَآ

Ardından yeri düzenleyip döşedi.

Âyet sayfası s.584 · 30. cüz
31

أَخْرَجَ مِنْهَا مَآءَهَا وَمَرْعَىٰهَا

Ondan suyunu ve merasını çıkardı.

Âyet sayfası s.584 · 30. cüz
32

وَٱلْجِبَالَ أَرْسَىٰهَا

Dağları sağlam bir şekilde yerleştirdi.

Âyet sayfası s.584 · 30. cüz
33

مَتَٰعًۭا لَّكُمْ وَلِأَنْعَٰمِكُمْ

Bunları sizin için ve hayvanlarınız için bir yarar kaynağı yaptı.

Âyet sayfası s.584 · 30. cüz
34

فَإِذَا جَآءَتِ ٱلطَّآمَّةُ ٱلْكُبْرَىٰ

34-35. âyetler birlikte çevrilmiştir

En büyük felaket (kıyamet) geldiği zaman, o gün insan yaptıklarını hatırlar.

Âyet sayfası s.584 · 30. cüz
35

يَوْمَ يَتَذَكَّرُ ٱلْإِنسَٰنُ مَا سَعَىٰ

Âyet sayfası s.584 · 30. cüz
36

وَبُرِّزَتِ ٱلْجَحِيمُ لِمَن يَرَىٰ

Cehennem, görenler için apaçık bir şekilde gösterilir.

Âyet sayfası s.584 · 30. cüz
37

فَأَمَّا مَن طَغَىٰ

37-39. âyetler birlikte çevrilmiştir

Kim azgınlık eder ve dünya hayatını tercih ederse, şüphesiz, cehennem onun sığınağıdır.

Âyet sayfası s.584 · 30. cüz
38

وَءَاثَرَ ٱلْحَيَوٰةَ ٱلدُّنْيَا

Âyet sayfası s.584 · 30. cüz
39

فَإِنَّ ٱلْجَحِيمَ هِىَ ٱلْمَأْوَىٰ

Âyet sayfası s.584 · 30. cüz
40

وَأَمَّا مَنْ خَافَ مَقَامَ رَبِّهِۦ وَنَهَى ٱلنَّفْسَ عَنِ ٱلْهَوَىٰ

40-41. âyetler birlikte çevrilmiştir

Kim de, Rabbinin huzurunda duracağından korkar ve nefsini arzularından alıkoyarsa, şüphesiz, cennet onun sığınağıdır.

Âyet sayfası s.584 · 30. cüz
41

فَإِنَّ ٱلْجَنَّةَ هِىَ ٱلْمَأْوَىٰ

Âyet sayfası s.584 · 30. cüz
42

يَسْـَٔلُونَكَ عَنِ ٱلسَّاعَةِ أَيَّانَ مُرْسَىٰهَا

Sana, kıyametin ne zaman kopacağını soruyorlar.

Âyet sayfası s.584 · 30. cüz
43

فِيمَ أَنتَ مِن ذِكْرَىٰهَآ

Onu bilip söylemek nerede, sen nerede?

Âyet sayfası s.584 · 30. cüz
44

إِلَىٰ رَبِّكَ مُنتَهَىٰهَآ

Onun nihai bilgisi yalnız Rabbine âittir.

Âyet sayfası s.584 · 30. cüz
45

إِنَّمَآ أَنتَ مُنذِرُ مَن يَخْشَىٰهَا

Sen, ancak ondan korkanları uyarıcısın.

Âyet sayfası s.584 · 30. cüz
46

كَأَنَّهُمْ يَوْمَ يَرَوْنَهَا لَمْ يَلْبَثُوٓا۟ إِلَّا عَشِيَّةً أَوْ ضُحَىٰهَا

Kıyameti gördükleri gün onlar, sanki dünyada ancak bir akşam, yahut bir kuşluk vakti kadar kalmış gibidirler.

Âyet sayfası s.584 · 30. cüz

Meâl: Diyanet İşleri Başkanlığı Meâli — Diyanet İşleri Başkanlığı
Kur'an metni: Tanzil Project (CC BY 3.0)
Ses kaydı: Mişari Râşid el-Afâsî — AlQuran Cloud / islamic.network