İçeriğe atla
28 Ağustos 2026 · 15 Rebiülevvel 1448
Online Hatim
Abese Suresi

سُورَةُ عَبَسَ

Abese Suresi

80. sûre · 42 âyet · Mekkî · mushafta aç

1

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ عَبَسَ وَتَوَلَّىٰٓ

1-2. âyetler birlikte çevrilmiştir

Kendisine o âmâ geldi diye Peygamber yüzünü ekşitti ve öteye döndü.

Âyet sayfası s.585 · 30. cüz
2

أَن جَآءَهُ ٱلْأَعْمَىٰ

Âyet sayfası s.585 · 30. cüz
3

وَمَا يُدْرِيكَ لَعَلَّهُۥ يَزَّكَّىٰٓ

(Ey Muhammed!) Ne bilirsin, belki de o arınacak,

Âyet sayfası s.585 · 30. cüz
4

أَوْ يَذَّكَّرُ فَتَنفَعَهُ ٱلذِّكْرَىٰٓ

Yahut öğüt alacak da bu öğüt kendisine fayda verecek.

Âyet sayfası s.585 · 30. cüz
5

أَمَّا مَنِ ٱسْتَغْنَىٰ

Kendini muhtaç hissetmeyene gelince;

Âyet sayfası s.585 · 30. cüz
6

فَأَنتَ لَهُۥ تَصَدَّىٰ

Sen, ona yöneliyorsun.

Âyet sayfası s.585 · 30. cüz
7

وَمَا عَلَيْكَ أَلَّا يَزَّكَّىٰ

(İstemiyorsa) onun arınmamasından sana ne!

Âyet sayfası s.585 · 30. cüz
8

وَأَمَّا مَن جَآءَكَ يَسْعَىٰ

8-10. âyetler birlikte çevrilmiştir

Allah'a karşı derin bir saygıyla korku içinde koşarak sana geleni ise bırakıp, ona aldırmıyorsun.

Âyet sayfası s.585 · 30. cüz
9

وَهُوَ يَخْشَىٰ

Âyet sayfası s.585 · 30. cüz
10

فَأَنتَ عَنْهُ تَلَهَّىٰ

Âyet sayfası s.585 · 30. cüz
11

كَلَّآ إِنَّهَا تَذْكِرَةٌۭ

Hayır, böyle yapma! Çünkü bu (Kur'an) bir öğüttür.

Âyet sayfası s.585 · 30. cüz
12

فَمَن شَآءَ ذَكَرَهُۥ

Dileyen ondan öğüt alır.

Âyet sayfası s.585 · 30. cüz
13

فِى صُحُفٍۢ مُّكَرَّمَةٍۢ

13-16. âyetler birlikte çevrilmiştir

O, şerefli ve sâdık yazıcı meleklerin elindeki yüksek, tertemiz ve çok değerli sahifelerdedir.

Âyet sayfası s.585 · 30. cüz
14

مَّرْفُوعَةٍۢ مُّطَهَّرَةٍۭ

Âyet sayfası s.585 · 30. cüz
15

بِأَيْدِى سَفَرَةٍۢ

Âyet sayfası s.585 · 30. cüz
16

كِرَامٍۭ بَرَرَةٍۢ

Âyet sayfası s.585 · 30. cüz
17

قُتِلَ ٱلْإِنسَٰنُ مَآ أَكْفَرَهُۥ

Kahrolası (inkarcı) insan! Ne nankördür o!

Âyet sayfası s.585 · 30. cüz
18

مِنْ أَىِّ شَىْءٍ خَلَقَهُۥ

Allah onu hangi şeyden yarattı?

Âyet sayfası s.585 · 30. cüz
19

مِن نُّطْفَةٍ خَلَقَهُۥ فَقَدَّرَهُۥ

Az bir sudan (meniden). Onu yarattı ve ona ölçülü bir şekil verdi.

Âyet sayfası s.585 · 30. cüz
20

ثُمَّ ٱلسَّبِيلَ يَسَّرَهُۥ

Sonra ona yolu kolaylaştırdı.

Âyet sayfası s.585 · 30. cüz
21

ثُمَّ أَمَاتَهُۥ فَأَقْبَرَهُۥ

Sonra onu öldürdü ve kabre koydu.

Âyet sayfası s.585 · 30. cüz
22

ثُمَّ إِذَا شَآءَ أَنشَرَهُۥ

Sonra, dilediği vakit onu diriltir.

Âyet sayfası s.585 · 30. cüz
23

كَلَّا لَمَّا يَقْضِ مَآ أَمَرَهُۥ

Hayır hayır o, Allah'ın kendisine emrettiğini yerine getirmedi. (İman etmedi.)

Âyet sayfası s.585 · 30. cüz
24

فَلْيَنظُرِ ٱلْإِنسَٰنُ إِلَىٰ طَعَامِهِۦٓ

Herşeyden önce insan, yediği yemeğine bir baksın!

Âyet sayfası s.585 · 30. cüz
25

أَنَّا صَبَبْنَا ٱلْمَآءَ صَبًّۭا

Gerçekten biz, yağmuru bol bol yağdırdık.

Âyet sayfası s.585 · 30. cüz
26

ثُمَّ شَقَقْنَا ٱلْأَرْضَ شَقًّۭا

Sonra toprağı, iyiden iyiye yardık!

Âyet sayfası s.585 · 30. cüz
27

فَأَنۢبَتْنَا فِيهَا حَبًّۭا

27-32. âyetler birlikte çevrilmiştir

Böylece sizin ve hayvanlarınızın yararlanması için orada taneler, üzümler, yoncalar, zeytinler, hurmalıklar, sık ağaçlı bahçeler, meyveler ve otlaklar ortaya çıkardık.

Âyet sayfası s.585 · 30. cüz
28

وَعِنَبًۭا وَقَضْبًۭا

Âyet sayfası s.585 · 30. cüz
29

وَزَيْتُونًۭا وَنَخْلًۭا

Âyet sayfası s.585 · 30. cüz
30

وَحَدَآئِقَ غُلْبًۭا

Âyet sayfası s.585 · 30. cüz
31

وَفَٰكِهَةًۭ وَأَبًّۭا

Âyet sayfası s.585 · 30. cüz
32

مَّتَٰعًۭا لَّكُمْ وَلِأَنْعَٰمِكُمْ

Âyet sayfası s.585 · 30. cüz
33

فَإِذَا جَآءَتِ ٱلصَّآخَّةُ

33-37. âyetler birlikte çevrilmiştir

Kişinin kardeşinden, annesinden, babasından, eşinden ve çocuklarından kaçacağı gün kulakları sağır edercesine şiddetli ses geldiği vakit, işte o gün onlardan herkesin kendini meşgul edecek bir işi vardır.

Âyet sayfası s.585 · 30. cüz
34

يَوْمَ يَفِرُّ ٱلْمَرْءُ مِنْ أَخِيهِ

Âyet sayfası s.585 · 30. cüz
35

وَأُمِّهِۦ وَأَبِيهِ

Âyet sayfası s.585 · 30. cüz
36

وَصَٰحِبَتِهِۦ وَبَنِيهِ

Âyet sayfası s.585 · 30. cüz
37

لِكُلِّ ٱمْرِئٍۢ مِّنْهُمْ يَوْمَئِذٍۢ شَأْنٌۭ يُغْنِيهِ

Âyet sayfası s.585 · 30. cüz
38

وُجُوهٌۭ يَوْمَئِذٍۢ مُّسْفِرَةٌۭ

O gün birtakım yüzler vardır ki pırıl pırıl parlarlar,

Âyet sayfası s.585 · 30. cüz
39

ضَاحِكَةٌۭ مُّسْتَبْشِرَةٌۭ

Gülerler, sevinirler.

Âyet sayfası s.585 · 30. cüz
40

وَوُجُوهٌۭ يَوْمَئِذٍ عَلَيْهَا غَبَرَةٌۭ

O gün nice yüzler de vardır ki, toz toprak içindedirler.

Âyet sayfası s.585 · 30. cüz
41

تَرْهَقُهَا قَتَرَةٌ

Onları bir siyahlık bürür.

Âyet sayfası s.585 · 30. cüz
42

أُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْكَفَرَةُ ٱلْفَجَرَةُ

İşte onlar, kâfirlerdir, günaha dalanlardır.

Âyet sayfası s.585 · 30. cüz

Meâl: Diyanet İşleri Başkanlığı Meâli — Diyanet İşleri Başkanlığı
Kur'an metni: Tanzil Project (CC BY 3.0)
Ses kaydı: Mişari Râşid el-Afâsî — AlQuran Cloud / islamic.network