İçeriğe atla
28 Ağustos 2026 · 15 Rebiülevvel 1448
Online Hatim
Kamer Suresi

سُورَةُ القَمَرِ

Kamer Suresi

54. sûre · 55 âyet · Mekkî · mushafta aç

1

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ ٱقْتَرَبَتِ ٱلسَّاعَةُ وَٱنشَقَّ ٱلْقَمَرُ

Kıyamet yaklaştı ve ay yarıldı.

Âyet sayfası s.528 · 27. cüz
2

وَإِن يَرَوْا۟ ءَايَةًۭ يُعْرِضُوا۟ وَيَقُولُوا۟ سِحْرٌۭ مُّسْتَمِرٌّۭ

Onlar bir mucize görseler yüz çevirirler ve "Süregelen bir sihirdir" derler.

Âyet sayfası s.528 · 27. cüz
3

وَكَذَّبُوا۟ وَٱتَّبَعُوٓا۟ أَهْوَآءَهُمْ ۚ وَكُلُّ أَمْرٍۢ مُّسْتَقِرٌّۭ

Peygamberi yalanladılar, nefislerinin arzularına uydular. Halbuki her iş, (Allah nasıl takdir ettiyse öylece) gerçekleşecek (değişmeyecek)tir.

Âyet sayfası s.528 · 27. cüz
4

وَلَقَدْ جَآءَهُم مِّنَ ٱلْأَنۢبَآءِ مَا فِيهِ مُزْدَجَرٌ

Andolsun, onlara içinde caydırıcı tehditlerin bulunduğu haberler geldi.

Âyet sayfası s.528 · 27. cüz
5

حِكْمَةٌۢ بَٰلِغَةٌۭ ۖ فَمَا تُغْنِ ٱلنُّذُرُ

Bu haberler, zirveye ulaşmış birer hikmettir! Fakat uyarılar fayda vermiyor!

Âyet sayfası s.528 · 27. cüz
6

فَتَوَلَّ عَنْهُمْ ۘ يَوْمَ يَدْعُ ٱلدَّاعِ إِلَىٰ شَىْءٍۢ نُّكُرٍ

6-7. âyetler birlikte çevrilmiştir

O halde sen de onlardan yüz çevir. Onlar, o davetçinin (İsrafil'in benzeri görülmemiş) bilinmedik (korkunç) bir şeye çağırdığı gün, gözleri düşmüş bir halde dağılmış çekirgeler gibi kabirlerden çıkarlar.

Âyet sayfası s.528 · 27. cüz
7

خُشَّعًا أَبْصَٰرُهُمْ يَخْرُجُونَ مِنَ ٱلْأَجْدَاثِ كَأَنَّهُمْ جَرَادٌۭ مُّنتَشِرٌۭ

Âyet sayfası s.529 · 27. cüz
8

مُّهْطِعِينَ إِلَى ٱلدَّاعِ ۖ يَقُولُ ٱلْكَٰفِرُونَ هَٰذَا يَوْمٌ عَسِرٌۭ

Davetçiye doğru koşarlarken kâfirler, "Bu zor bir gün" derler.

Âyet sayfası s.529 · 27. cüz
9

۞ كَذَّبَتْ قَبْلَهُمْ قَوْمُ نُوحٍۢ فَكَذَّبُوا۟ عَبْدَنَا وَقَالُوا۟ مَجْنُونٌۭ وَٱزْدُجِرَ

Onlardan önce Nuh'un kavmi de yalanlamıştı. Onlar kulumuzu yalanlayıp "Bu bir delidir" dediler ve kulumuz (tebliğ görevinden) alıkonuldu.

Âyet sayfası s.529 · 27. cüz
10

فَدَعَا رَبَّهُۥٓ أَنِّى مَغْلُوبٌۭ فَٱنتَصِرْ

O da Rabbine, "Ey Rabbim! Ben yenilgiye uğradım, yardım et" diye dua etti.

Âyet sayfası s.529 · 27. cüz
11

فَفَتَحْنَآ أَبْوَٰبَ ٱلسَّمَآءِ بِمَآءٍۢ مُّنْهَمِرٍۢ

Biz de göğün kapılarını dökülürcesine yağan bir yağmurla açtık.

Âyet sayfası s.529 · 27. cüz
12

وَفَجَّرْنَا ٱلْأَرْضَ عُيُونًۭا فَٱلْتَقَى ٱلْمَآءُ عَلَىٰٓ أَمْرٍۢ قَدْ قُدِرَ

Yeryüzünü pınar pınar fışkırttık. Derken sular takdir edilmiş bir iş için birleşti.

Âyet sayfası s.529 · 27. cüz
13

وَحَمَلْنَٰهُ عَلَىٰ ذَاتِ أَلْوَٰحٍۢ وَدُسُرٍۢ

Biz Nûh'u çivilerle perçinli levhalardan oluşan gemiye bindirdik.

Âyet sayfası s.529 · 27. cüz
14

تَجْرِى بِأَعْيُنِنَا جَزَآءًۭ لِّمَن كَانَ كُفِرَ

Gemi, inkar edilen kimseye (Nuh'a) bir mükafat olarak gözetimimiz altında yüzüyordu.

Âyet sayfası s.529 · 27. cüz
15

وَلَقَد تَّرَكْنَٰهَآ ءَايَةًۭ فَهَلْ مِن مُّدَّكِرٍۢ

Andolsun, biz onu (tufan olayını) bir ibret olarak bıraktık. Var mı düşünüp öğüt alan?

Âyet sayfası s.529 · 27. cüz
16

فَكَيْفَ كَانَ عَذَابِى وَنُذُرِ

Benim azabım ve uyarılarım nasılmış (gördüler)!

Âyet sayfası s.529 · 27. cüz
17

وَلَقَدْ يَسَّرْنَا ٱلْقُرْءَانَ لِلذِّكْرِ فَهَلْ مِن مُّدَّكِرٍۢ

Andolsun biz, Kur'anı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. Var mı düşünüp öğüt alan?

Âyet sayfası s.529 · 27. cüz
18

كَذَّبَتْ عَادٌۭ فَكَيْفَ كَانَ عَذَابِى وَنُذُرِ

Âd kavmi de (Hûd'u) yalanladı. Azabım ve uyarılarım nasılmış!

Âyet sayfası s.529 · 27. cüz
19

إِنَّآ أَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ رِيحًۭا صَرْصَرًۭا فِى يَوْمِ نَحْسٍۢ مُّسْتَمِرٍّۢ

Biz onların üstüne, uğursuzluğu sürekli bir günde gürültülü ve dondurucu bir rüzgar gönderdik.

Âyet sayfası s.529 · 27. cüz
20

تَنزِعُ ٱلنَّاسَ كَأَنَّهُمْ أَعْجَازُ نَخْلٍۢ مُّنقَعِرٍۢ

İnsanları köklerinden sökülmüş hurma kütükleri gibi kaldırıp atıyordu.

Âyet sayfası s.529 · 27. cüz
21

فَكَيْفَ كَانَ عَذَابِى وَنُذُرِ

Azabım ve uyarılarım nasılmış, (gördüler)!

Âyet sayfası s.529 · 27. cüz
22

وَلَقَدْ يَسَّرْنَا ٱلْقُرْءَانَ لِلذِّكْرِ فَهَلْ مِن مُّدَّكِرٍۢ

Andolsun biz, Kur'anı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. Var mı düşünüp öğüt alan?

Âyet sayfası s.529 · 27. cüz
23

كَذَّبَتْ ثَمُودُ بِٱلنُّذُرِ

23-24. âyetler birlikte çevrilmiştir

Semûd kavmi de uyarıcıları yalanlamış ve şöyle demişlerdi: "İçimizden bir insana mı uyacağız? (Asıl) o takdirde biz apaçık bir sapıklık ve delilik içine düşmüş oluruz."

Âyet sayfası s.529 · 27. cüz
24

فَقَالُوٓا۟ أَبَشَرًۭا مِّنَّا وَٰحِدًۭا نَّتَّبِعُهُۥٓ إِنَّآ إِذًۭا لَّفِى ضَلَٰلٍۢ وَسُعُرٍ

Âyet sayfası s.529 · 27. cüz
25

أَءُلْقِىَ ٱلذِّكْرُ عَلَيْهِ مِنۢ بَيْنِنَا بَلْ هُوَ كَذَّابٌ أَشِرٌۭ

"Bizim aramızdan vahiy ona mı verildi? Hayır o, yalancının, şımarığın biridir."

Âyet sayfası s.529 · 27. cüz
26

سَيَعْلَمُونَ غَدًۭا مَّنِ ٱلْكَذَّابُ ٱلْأَشِرُ

Onlar yarın bilecekler: Kimmiş yalancı, kimmiş şımarık!

Âyet sayfası s.529 · 27. cüz
27

إِنَّا مُرْسِلُوا۟ ٱلنَّاقَةِ فِتْنَةًۭ لَّهُمْ فَٱرْتَقِبْهُمْ وَٱصْطَبِرْ

(Salih'e şöyle demiştik:) "Şüphesiz biz, onlara bir imtihan olmak üzere, o dişi deveyi göndereceğiz. Şimdi onları gözetle ve sabret."

Âyet sayfası s.529 · 27. cüz
28

وَنَبِّئْهُمْ أَنَّ ٱلْمَآءَ قِسْمَةٌۢ بَيْنَهُمْ ۖ كُلُّ شِرْبٍۢ مُّحْتَضَرٌۭ

"Onlara, suyun (deve ile) kendileri arasında (nöbetleşe) paylaştırıldığını, bildir. Her su nöbetinde sahibi hazır bulunsun."

Âyet sayfası s.530 · 27. cüz
29

فَنَادَوْا۟ صَاحِبَهُمْ فَتَعَاطَىٰ فَعَقَرَ

Derken, (kavmin en azgını olan) arkadaşlarını çağırdılar. O da işe koyuldu ve deveyi kesti.

Âyet sayfası s.530 · 27. cüz
30

فَكَيْفَ كَانَ عَذَابِى وَنُذُرِ

Fakat azabım ve uyarılarım nasılmış!

Âyet sayfası s.530 · 27. cüz
31

إِنَّآ أَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ صَيْحَةًۭ وَٰحِدَةًۭ فَكَانُوا۟ كَهَشِيمِ ٱلْمُحْتَظِرِ

Şüphesiz biz, onların üzerine tek bir korkunç ses gönderdik de, onlar, ağıldaki hayvanların çiğneyip ufaladıkları kuru çöpler gibi oldular.

Âyet sayfası s.530 · 27. cüz
32

وَلَقَدْ يَسَّرْنَا ٱلْقُرْءَانَ لِلذِّكْرِ فَهَلْ مِن مُّدَّكِرٍۢ

Andolsun, biz Kur'anı, düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. Var mı düşünüp öğüt alan?

Âyet sayfası s.530 · 27. cüz
33

كَذَّبَتْ قَوْمُ لُوطٍۭ بِٱلنُّذُرِ

Lût kavmi de uyarıcıları yalanladı.

Âyet sayfası s.530 · 27. cüz
34

إِنَّآ أَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ حَاصِبًا إِلَّآ ءَالَ لُوطٍۢ ۖ نَّجَّيْنَٰهُم بِسَحَرٍۢ

34-35. âyetler birlikte çevrilmiştir

Şüphesiz biz de üzerlerine taşlar savuran bir rüzgar gönderdik. Yalnız Lût'un ailesi başka. Katımızdan bir nimet olarak bir seher vakti onları kurtardık. Şükredenleri işte böyle mükafatlandırırız.

Âyet sayfası s.530 · 27. cüz
35

نِّعْمَةًۭ مِّنْ عِندِنَا ۚ كَذَٰلِكَ نَجْزِى مَن شَكَرَ

Âyet sayfası s.530 · 27. cüz
36

وَلَقَدْ أَنذَرَهُم بَطْشَتَنَا فَتَمَارَوْا۟ بِٱلنُّذُرِ

Andolsun, Lût onları bizim şiddetli azabımızla uyardı. Fakat onlar bu uyarıları kuşkuyla karşıladılar.

Âyet sayfası s.530 · 27. cüz
37

وَلَقَدْ رَٰوَدُوهُ عَن ضَيْفِهِۦ فَطَمَسْنَآ أَعْيُنَهُمْ فَذُوقُوا۟ عَذَابِى وَنُذُرِ

Andolsun, onlar onun (meleklerden olan) misafirlerinden nefislerindeki kötü arzuları tatmin etmek istediler. Biz de onların gözlerini silme kör ettik. "Haydi azabımı ve uyarılarımı tadın!" dedik.

Âyet sayfası s.530 · 27. cüz
38

وَلَقَدْ صَبَّحَهُم بُكْرَةً عَذَابٌۭ مُّسْتَقِرٌّۭ

Andolsun, onlara sabahleyin erkenden kalıcı bir azap geldi.

Âyet sayfası s.530 · 27. cüz
39

فَذُوقُوا۟ عَذَابِى وَنُذُرِ

"Haydi azabımı ve uyarılarımı tadın!" dedik.

Âyet sayfası s.530 · 27. cüz
40

وَلَقَدْ يَسَّرْنَا ٱلْقُرْءَانَ لِلذِّكْرِ فَهَلْ مِن مُّدَّكِرٍۢ

Andolsun, biz Kur'an'ı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. Var mı düşünüp öğüt alan?

Âyet sayfası s.530 · 27. cüz
41

وَلَقَدْ جَآءَ ءَالَ فِرْعَوْنَ ٱلنُّذُرُ

Andolsun, Firavun'un ailesine de uyarıcılar gelmişti.

Âyet sayfası s.530 · 27. cüz
42

كَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا كُلِّهَا فَأَخَذْنَٰهُمْ أَخْذَ عَزِيزٍۢ مُّقْتَدِرٍ

Bütün âyetlerimizi yalanladılar. Biz de onları mutlak güç ve iktidar sahibinin yakalaması gibi yakaladık.

Âyet sayfası s.530 · 27. cüz
43

أَكُفَّارُكُمْ خَيْرٌۭ مِّنْ أُو۟لَٰٓئِكُمْ أَمْ لَكُم بَرَآءَةٌۭ فِى ٱلزُّبُرِ

(Ey Mekkeliler!) Sizin kafirleriniz onlardan daha mı hayırlı? Yoksa sizin için kitaplarda bir berat mı var?

Âyet sayfası s.530 · 27. cüz
44

أَمْ يَقُولُونَ نَحْنُ جَمِيعٌۭ مُّنتَصِرٌۭ

Yoksa onlar, "Biz yardımlaşan (güçlü) bir topluluğuz" mu diyorlar?

Âyet sayfası s.530 · 27. cüz
45

سَيُهْزَمُ ٱلْجَمْعُ وَيُوَلُّونَ ٱلدُّبُرَ

O topluluk yakında (Bedir'de) bozguna uğrayacak ve arkalarını dönüp kaçacaklardır.

Âyet sayfası s.530 · 27. cüz
46

بَلِ ٱلسَّاعَةُ مَوْعِدُهُمْ وَٱلسَّاعَةُ أَدْهَىٰ وَأَمَرُّ

Hayır, kıyamet, onların (görecekleri asıl azabın) vaktidir. Kıyamet (azabı) ise daha müthiş ve daha acıdır.

Âyet sayfası s.530 · 27. cüz
47

إِنَّ ٱلْمُجْرِمِينَ فِى ضَلَٰلٍۢ وَسُعُرٍۢ

Şüphesiz suçlular (müşrikler) sapıklık ve ateşler içindedirler.

Âyet sayfası s.530 · 27. cüz
48

يَوْمَ يُسْحَبُونَ فِى ٱلنَّارِ عَلَىٰ وُجُوهِهِمْ ذُوقُوا۟ مَسَّ سَقَرَ

Yüzüstü ateşe sürüklendikleri gün kendilerine, "Cehennemin dokunuşunu tadın!" denecek.

Âyet sayfası s.530 · 27. cüz
49

إِنَّا كُلَّ شَىْءٍ خَلَقْنَٰهُ بِقَدَرٍۢ

Gerçekten biz, her şeyi bir ölçü ve dengede yarattık.

Âyet sayfası s.530 · 27. cüz
50

وَمَآ أَمْرُنَآ إِلَّا وَٰحِدَةٌۭ كَلَمْحٍۭ بِٱلْبَصَرِ

Emrimiz ancak bir tek emirdir. Göz kırpması gibidir. (Anında gerçekleşir.)

Âyet sayfası s.531 · 27. cüz
51

وَلَقَدْ أَهْلَكْنَآ أَشْيَاعَكُمْ فَهَلْ مِن مُّدَّكِرٍۢ

Andolsun, biz sizin gibileri hep helak ettik. Fakat var mı düşünüp öğüt alan?

Âyet sayfası s.531 · 27. cüz
52

وَكُلُّ شَىْءٍۢ فَعَلُوهُ فِى ٱلزُّبُرِ

İşledikleri her şey ise kitaplarda kayıtlıdır.

Âyet sayfası s.531 · 27. cüz
53

وَكُلُّ صَغِيرٍۢ وَكَبِيرٍۢ مُّسْتَطَرٌ

Küçük, büyük her şey satır satır yazılmıştır.

Âyet sayfası s.531 · 27. cüz
54

إِنَّ ٱلْمُتَّقِينَ فِى جَنَّٰتٍۢ وَنَهَرٍۢ

Şüphesiz Allah'a karşı gelmekten sakınanlar cennetlerde, ırmak başlarındadırlar.

Âyet sayfası s.531 · 27. cüz
55

فِى مَقْعَدِ صِدْقٍ عِندَ مَلِيكٍۢ مُّقْتَدِرٍۭ

Muktedir bir hükümdarın katında, doğruluk meclisindedirler.

Âyet sayfası s.531 · 27. cüz

Meâl: Diyanet İşleri Başkanlığı Meâli — Diyanet İşleri Başkanlığı
Kur'an metni: Tanzil Project (CC BY 3.0)
Ses kaydı: Mişari Râşid el-Afâsî — AlQuran Cloud / islamic.network