İçeriğe atla
28 Ağustos 2026 · 15 Rebiülevvel 1448
Online Hatim
Necm Suresi

سُورَةُ النَّجۡمِ

Necm Suresi

53. sûre · 62 âyet · Mekkî · mushafta aç

1

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ وَٱلنَّجْمِ إِذَا هَوَىٰ

1-2. âyetler birlikte çevrilmiştir

Battığı zaman yıldıza andolsun ki, arkadaşınız (Muhammed haktan) sapmadı ve azmadı.

Âyet sayfası s.526 · 27. cüz
2

مَا ضَلَّ صَاحِبُكُمْ وَمَا غَوَىٰ

Âyet sayfası s.526 · 27. cüz
3

وَمَا يَنطِقُ عَنِ ٱلْهَوَىٰٓ

O, nefis arzusu ile konuşmaz.

Âyet sayfası s.526 · 27. cüz
4

إِنْ هُوَ إِلَّا وَحْىٌۭ يُوحَىٰ

(Size okuduğu) Kur'an ancak kendisine bildirilen bir vahiydir.

Âyet sayfası s.526 · 27. cüz
5

عَلَّمَهُۥ شَدِيدُ ٱلْقُوَىٰ

5-7. âyetler birlikte çevrilmiştir

(Kur'an'ı) ona, üstün güçlere sahip, muhteşem görünümlü (Cebrail) öğretti. O, en yüksek ufukta bulunuyorken (aslî sûretine girip) doğruldu.

Âyet sayfası s.526 · 27. cüz
6

ذُو مِرَّةٍۢ فَٱسْتَوَىٰ

Âyet sayfası s.526 · 27. cüz
7

وَهُوَ بِٱلْأُفُقِ ٱلْأَعْلَىٰ

Âyet sayfası s.526 · 27. cüz
8

ثُمَّ دَنَا فَتَدَلَّىٰ

Sonra (ona) yaklaştı derken sarkıp daha da yakın oldu.

Âyet sayfası s.526 · 27. cüz
9

فَكَانَ قَابَ قَوْسَيْنِ أَوْ أَدْنَىٰ

(Peygambere olan mesafesi) iki yay aralığı kadar, yahut daha az oldu.

Âyet sayfası s.526 · 27. cüz
10

فَأَوْحَىٰٓ إِلَىٰ عَبْدِهِۦ مَآ أَوْحَىٰ

Böylece Allah kuluna vahyedeceğini vahyetti.

Âyet sayfası s.526 · 27. cüz
11

مَا كَذَبَ ٱلْفُؤَادُ مَا رَأَىٰٓ

Kalp, (gözün) gördüğünü yalanlamadı.

Âyet sayfası s.526 · 27. cüz
12

أَفَتُمَٰرُونَهُۥ عَلَىٰ مَا يَرَىٰ

(Şimdi siz) gördüğü şey hakkında onunla tartışıyor musunuz?

Âyet sayfası s.526 · 27. cüz
13

وَلَقَدْ رَءَاهُ نَزْلَةً أُخْرَىٰ

Andolsun ki, o, Cebrail'i bir başka inişte daha (aslî suretiyle) görmüştü.

Âyet sayfası s.526 · 27. cüz
14

عِندَ سِدْرَةِ ٱلْمُنتَهَىٰ

Sidretü'l Müntehâ'nın yanında.

Âyet sayfası s.526 · 27. cüz
15

عِندَهَا جَنَّةُ ٱلْمَأْوَىٰٓ

Me'va cenneti onun (Sidre'nin) yanındadır.

Âyet sayfası s.526 · 27. cüz
16

إِذْ يَغْشَى ٱلسِّدْرَةَ مَا يَغْشَىٰ

O zaman Sidre'yi kaplayan kaplamıştı.

Âyet sayfası s.526 · 27. cüz
17

مَا زَاغَ ٱلْبَصَرُ وَمَا طَغَىٰ

Göz (gördüğünden) şaşmadı ve (onu) aşmadı.

Âyet sayfası s.526 · 27. cüz
18

لَقَدْ رَأَىٰ مِنْ ءَايَٰتِ رَبِّهِ ٱلْكُبْرَىٰٓ

Andolsun, o, Rabbinin en büyük alametlerinden bir kısmını gördü.

Âyet sayfası s.526 · 27. cüz
19

أَفَرَءَيْتُمُ ٱللَّٰتَ وَٱلْعُزَّىٰ

19-20. âyetler birlikte çevrilmiştir

Lât ve Uzza'ya ve diğer üçüncüsü Menat'a ne dersiniz?

Âyet sayfası s.526 · 27. cüz
20

وَمَنَوٰةَ ٱلثَّالِثَةَ ٱلْأُخْرَىٰٓ

Âyet sayfası s.526 · 27. cüz
21

أَلَكُمُ ٱلذَّكَرُ وَلَهُ ٱلْأُنثَىٰ

Erkek size de, dişi O'na mı?

Âyet sayfası s.526 · 27. cüz
22

تِلْكَ إِذًۭا قِسْمَةٌۭ ضِيزَىٰٓ

Öyle ise bu çok insafsızca bir paylaştırmadır.

Âyet sayfası s.526 · 27. cüz
23

إِنْ هِىَ إِلَّآ أَسْمَآءٌۭ سَمَّيْتُمُوهَآ أَنتُمْ وَءَابَآؤُكُم مَّآ أَنزَلَ ٱللَّهُ بِهَا مِن سُلْطَٰنٍ ۚ إِن يَتَّبِعُونَ إِلَّا ٱلظَّنَّ وَمَا تَهْوَى ٱلْأَنفُسُ ۖ وَلَقَدْ جَآءَهُم مِّن رَّبِّهِمُ ٱلْهُدَىٰٓ

Onlar ancak sizin ve atalarınızın (ilah edindiğiniz şeylere) taktığınız isimlerdir. Allah, onlar hakkında hiçbir delil indirmemiştir. Onlar (putperestler)yalnız zanna ve nefislerin arzusuna tâbi oluyorlar. Andolsun ki, kendilerine, Rableri katından yol gösterici gelmiştir.

Âyet sayfası s.526 · 27. cüz
24

أَمْ لِلْإِنسَٰنِ مَا تَمَنَّىٰ

Yoksa insan (kayıtsız şartsız), her temenni ettiği şeye sahip mi olacaktır?

Âyet sayfası s.526 · 27. cüz
25

فَلِلَّهِ ٱلْءَاخِرَةُ وَٱلْأُولَىٰ

Oysa, Ahiret de dünya da Allah'ındır.

Âyet sayfası s.526 · 27. cüz
26

۞ وَكَم مِّن مَّلَكٍۢ فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ لَا تُغْنِى شَفَٰعَتُهُمْ شَيْـًٔا إِلَّا مِنۢ بَعْدِ أَن يَأْذَنَ ٱللَّهُ لِمَن يَشَآءُ وَيَرْضَىٰٓ

Göklerde nice melekler vardır ki onların şefaatleri; ancak Allah'ın izniyle, dilediği ve hoşnut olduğu kimselere yarar sağlar.

Âyet sayfası s.526 · 27. cüz
27

إِنَّ ٱلَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِٱلْءَاخِرَةِ لَيُسَمُّونَ ٱلْمَلَٰٓئِكَةَ تَسْمِيَةَ ٱلْأُنثَىٰ

Şüphesiz ahirete iman etmeyenler, meleklere dişi isimleri veriyorlar.

Âyet sayfası s.527 · 27. cüz
28

وَمَا لَهُم بِهِۦ مِنْ عِلْمٍ ۖ إِن يَتَّبِعُونَ إِلَّا ٱلظَّنَّ ۖ وَإِنَّ ٱلظَّنَّ لَا يُغْنِى مِنَ ٱلْحَقِّ شَيْـًۭٔا

Halbuki onların bu hususta hiçbir bilgileri yoktur. Onlar sadece zanna uyuyorlar. Şüphesiz zan, hakikat namına hiçbir şey ifade etmez.

Âyet sayfası s.527 · 27. cüz
29

فَأَعْرِضْ عَن مَّن تَوَلَّىٰ عَن ذِكْرِنَا وَلَمْ يُرِدْ إِلَّا ٱلْحَيَوٰةَ ٱلدُّنْيَا

Öyle ise bizim zikrimizden (Kur'an'dan) yüz çeviren ve dünya hayatından başka bir şey istemeyen kimselerden yüz çevir.

Âyet sayfası s.527 · 27. cüz
30

ذَٰلِكَ مَبْلَغُهُم مِّنَ ٱلْعِلْمِ ۚ إِنَّ رَبَّكَ هُوَ أَعْلَمُ بِمَن ضَلَّ عَن سَبِيلِهِۦ وَهُوَ أَعْلَمُ بِمَنِ ٱهْتَدَىٰ

İşte onların ilimden ulaşabildikleri nokta! Şüphesiz senin Rabbin, yolundan sapanı daha iyi bilir. O, hidayete ereni de daha iyi bilir.

Âyet sayfası s.527 · 27. cüz
31

وَلِلَّهِ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ لِيَجْزِىَ ٱلَّذِينَ أَسَٰٓـُٔوا۟ بِمَا عَمِلُوا۟ وَيَجْزِىَ ٱلَّذِينَ أَحْسَنُوا۟ بِٱلْحُسْنَى

Göklerdeki her şey, yerdeki her şey Allah'ındır. (Bu) kötülük edenleri yaptıklarıyla cezalandırması, iyilik edenleri de daha güzeliyle mükafatlandırması için (böyle)dir.

Âyet sayfası s.527 · 27. cüz
32

ٱلَّذِينَ يَجْتَنِبُونَ كَبَٰٓئِرَ ٱلْإِثْمِ وَٱلْفَوَٰحِشَ إِلَّا ٱللَّمَمَ ۚ إِنَّ رَبَّكَ وَٰسِعُ ٱلْمَغْفِرَةِ ۚ هُوَ أَعْلَمُ بِكُمْ إِذْ أَنشَأَكُم مِّنَ ٱلْأَرْضِ وَإِذْ أَنتُمْ أَجِنَّةٌۭ فِى بُطُونِ أُمَّهَٰتِكُمْ ۖ فَلَا تُزَكُّوٓا۟ أَنفُسَكُمْ ۖ هُوَ أَعْلَمُ بِمَنِ ٱتَّقَىٰٓ

Onlar, ufak tefek kusurları dışında, büyük günahlardan ve çirkin işlerden uzak duran kimselerdir. Şüphesiz Rabbin, bağışlaması çok geniş olandır. Sizi, topraktan yarattığında da ve analarınızın karnında ceninler iken de, en iyi bilendir. Bunun için kendinizi temize çıkarmayın. Çünkü O, Allah'a karşı gelmekten sakınanları en iyi bilendir.

Âyet sayfası s.527 · 27. cüz
33

أَفَرَءَيْتَ ٱلَّذِى تَوَلَّىٰ

33-34. âyetler birlikte çevrilmiştir

Şimdi yüz çevireni; pek az verip de kaskatı cimrileşeni gördün mü?

Âyet sayfası s.527 · 27. cüz
34

وَأَعْطَىٰ قَلِيلًۭا وَأَكْدَىٰٓ

Âyet sayfası s.527 · 27. cüz
35

أَعِندَهُۥ عِلْمُ ٱلْغَيْبِ فَهُوَ يَرَىٰٓ

Gayb'ın ilmi kendi yanında da o gerçeği mi görüyor?

Âyet sayfası s.527 · 27. cüz
36

أَمْ لَمْ يُنَبَّأْ بِمَا فِى صُحُفِ مُوسَىٰ

36-37. âyetler birlikte çevrilmiştir

Yoksa, Mûsâ'nın ve Allah'ın emirlerini bütünüyle yerine getiren İbrahim'in sahifelerindeki şu hakikatler kendisine haber verilmedi mi?

Âyet sayfası s.527 · 27. cüz
37

وَإِبْرَٰهِيمَ ٱلَّذِى وَفَّىٰٓ

Âyet sayfası s.527 · 27. cüz
38

أَلَّا تَزِرُ وَازِرَةٌۭ وِزْرَ أُخْرَىٰ

Hiçbir günahkâr, başkasının günah yükünü yüklenmez.

Âyet sayfası s.527 · 27. cüz
39

وَأَن لَّيْسَ لِلْإِنسَٰنِ إِلَّا مَا سَعَىٰ

İnsan için ancak çalıştığı vardır.

Âyet sayfası s.527 · 27. cüz
40

وَأَنَّ سَعْيَهُۥ سَوْفَ يُرَىٰ

Şüphesiz onun çalışması ileride görülecektir.

Âyet sayfası s.527 · 27. cüz
41

ثُمَّ يُجْزَىٰهُ ٱلْجَزَآءَ ٱلْأَوْفَىٰ

Sonra çalışmasının karşılığı kendisine tastamam verilecektir.

Âyet sayfası s.527 · 27. cüz
42

وَأَنَّ إِلَىٰ رَبِّكَ ٱلْمُنتَهَىٰ

Şüphesiz en son varış Rabbinedir.

Âyet sayfası s.527 · 27. cüz
43

وَأَنَّهُۥ هُوَ أَضْحَكَ وَأَبْكَىٰ

Şüphesiz O güldürür ve ağlatır.

Âyet sayfası s.527 · 27. cüz
44

وَأَنَّهُۥ هُوَ أَمَاتَ وَأَحْيَا

Şüphesiz O öldürür ve diriltir.

Âyet sayfası s.527 · 27. cüz
45

وَأَنَّهُۥ خَلَقَ ٱلزَّوْجَيْنِ ٱلذَّكَرَ وَٱلْأُنثَىٰ

45-46. âyetler birlikte çevrilmiştir

Şüphesiz O iki eşi, erkeği ve dişiyi, (rahme) atıldığında az bir sudan (meniden) yaratmıştır.

Âyet sayfası s.528 · 27. cüz
46

مِن نُّطْفَةٍ إِذَا تُمْنَىٰ

Âyet sayfası s.528 · 27. cüz
47

وَأَنَّ عَلَيْهِ ٱلنَّشْأَةَ ٱلْأُخْرَىٰ

Şüphesiz tekrar diriltmek de O'na aittir.

Âyet sayfası s.528 · 27. cüz
48

وَأَنَّهُۥ هُوَ أَغْنَىٰ وَأَقْنَىٰ

Şüphesiz O, başkalarına muhtaç olmaktan kurtardı ve varlık sahibi kıldı.

Âyet sayfası s.528 · 27. cüz
49

وَأَنَّهُۥ هُوَ رَبُّ ٱلشِّعْرَىٰ

Şüphesiz O, "Şi'râ'nın Rabbidir.

Âyet sayfası s.528 · 27. cüz
50

وَأَنَّهُۥٓ أَهْلَكَ عَادًا ٱلْأُولَىٰ

50-51. âyetler birlikte çevrilmiştir

Şüphesiz O, önce gelen Âd kavmini ve Semûd kavmini helak etti ve hiç kimseyi bırakmadı.

Âyet sayfası s.528 · 27. cüz
51

وَثَمُودَا۟ فَمَآ أَبْقَىٰ

Âyet sayfası s.528 · 27. cüz
52

وَقَوْمَ نُوحٍۢ مِّن قَبْلُ ۖ إِنَّهُمْ كَانُوا۟ هُمْ أَظْلَمَ وَأَطْغَىٰ

Daha önce de Nûh'un kavmini helak etmişti. Şüphesiz onlar daha zalim ve daha azgın kimselerdi.

Âyet sayfası s.528 · 27. cüz
53

وَٱلْمُؤْتَفِكَةَ أَهْوَىٰ

53-54. âyetler birlikte çevrilmiştir

O, "Mu'tefike"yi de kaldırıp yere çarpmış ve onlara örttüğü azap örtüsünü örtmüştür.

Âyet sayfası s.528 · 27. cüz
54

فَغَشَّىٰهَا مَا غَشَّىٰ

Âyet sayfası s.528 · 27. cüz
55

فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكَ تَتَمَارَىٰ

O halde Rabbi'nin nimetlerinin hangisinden şüphe ediyorsun (ey insan!).

Âyet sayfası s.528 · 27. cüz
56

هَٰذَا نَذِيرٌۭ مِّنَ ٱلنُّذُرِ ٱلْأُولَىٰٓ

Bu da önceki uyarıcılardan bir uyarıcıdır.

Âyet sayfası s.528 · 27. cüz
57

أَزِفَتِ ٱلْءَازِفَةُ

Yaklaşmakta olan (Kıyamet iyice) yaklaştı.

Âyet sayfası s.528 · 27. cüz
58

لَيْسَ لَهَا مِن دُونِ ٱللَّهِ كَاشِفَةٌ

Onu Allah'tan başka açacak kimse yoktur.

Âyet sayfası s.528 · 27. cüz
59

أَفَمِنْ هَٰذَا ٱلْحَدِيثِ تَعْجَبُونَ

59-61. âyetler birlikte çevrilmiştir

Şimdi siz gaflet içinde eğlenerek bu söze mi (Kur'an'a mı) şaşıyorsunuz, gülüyorsunuz da ağlamıyorsunuz?

Âyet sayfası s.528 · 27. cüz
60

وَتَضْحَكُونَ وَلَا تَبْكُونَ

Âyet sayfası s.528 · 27. cüz
61

وَأَنتُمْ سَٰمِدُونَ

Âyet sayfası s.528 · 27. cüz
62

فَٱسْجُدُوا۟ لِلَّهِ وَٱعْبُدُوا۟ ۩

Haydi Allah'a secde edin ve ona kulluk edin.

Secde âyeti

Âyet sayfası s.528 · 27. cüz

Meâl: Diyanet İşleri Başkanlığı Meâli — Diyanet İşleri Başkanlığı
Kur'an metni: Tanzil Project (CC BY 3.0)
Ses kaydı: Mişari Râşid el-Afâsî — AlQuran Cloud / islamic.network