İçeriğe atla
28 Ağustos 2026 · 15 Rebiülevvel 1448
Online Hatim
Hâkka Suresi

سُورَةُ الحَاقَّةِ

Hâkka Suresi

69. sûre · 52 âyet · Mekkî · mushafta aç

1

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ ٱلْحَآقَّةُ

Gerçekleşecek olan kıyamet!

Âyet sayfası s.566 · 29. cüz
2

مَا ٱلْحَآقَّةُ

Nedir o gerçekleşecek olan kıyamet?

Âyet sayfası s.566 · 29. cüz
3

وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا ٱلْحَآقَّةُ

Gerçekleşecek olan kıyametin ne olduğunu sen ne bileceksin?

Âyet sayfası s.566 · 29. cüz
4

كَذَّبَتْ ثَمُودُ وَعَادٌۢ بِٱلْقَارِعَةِ

Semûd ve Âd kavimleri, yüreklerini hoplatacak olan büyük felaketi (Kıyameti) yalanladılar.

Âyet sayfası s.566 · 29. cüz
5

فَأَمَّا ثَمُودُ فَأُهْلِكُوا۟ بِٱلطَّاغِيَةِ

Semûd kavmi korkunç bir sarsıntı ile helâk edildi.

Âyet sayfası s.566 · 29. cüz
6

وَأَمَّا عَادٌۭ فَأُهْلِكُوا۟ بِرِيحٍۢ صَرْصَرٍ عَاتِيَةٍۢ

Âd kavmine gelince onlar da uğultulu ve dondurucu şiddetli bir rüzgarla helak edildi.

Âyet sayfası s.566 · 29. cüz
7

سَخَّرَهَا عَلَيْهِمْ سَبْعَ لَيَالٍۢ وَثَمَٰنِيَةَ أَيَّامٍ حُسُومًۭا فَتَرَى ٱلْقَوْمَ فِيهَا صَرْعَىٰ كَأَنَّهُمْ أَعْجَازُ نَخْلٍ خَاوِيَةٍۢ

Allah onu kesintisiz olarak yedi gece, sekiz gün onların üzerine musallat etti. Öyle ki (eğer orada olsaydın), o kavmi, içi boş hurma kütükleri gibi oracıkta yere serilmiş halde görürdün.

Âyet sayfası s.566 · 29. cüz
8

فَهَلْ تَرَىٰ لَهُم مِّنۢ بَاقِيَةٍۢ

Şimdi onlardan geri kalan bir şey görüyor musun?

Âyet sayfası s.566 · 29. cüz
9

وَجَآءَ فِرْعَوْنُ وَمَن قَبْلَهُۥ وَٱلْمُؤْتَفِكَٰتُ بِٱلْخَاطِئَةِ

Firavun, ondan öncekiler ve yerle bir olan şehirler (halkı olan Lût kavmi) hep o suçu işlediler.

Âyet sayfası s.567 · 29. cüz
10

فَعَصَوْا۟ رَسُولَ رَبِّهِمْ فَأَخَذَهُمْ أَخْذَةًۭ رَّابِيَةً

Öyle ki Rablerinin elçilerine karşı geldiler. Bunun üzerine Allah da onları gittikçe artan bir azap ile yakaladı.

Âyet sayfası s.567 · 29. cüz
11

إِنَّا لَمَّا طَغَا ٱلْمَآءُ حَمَلْنَٰكُمْ فِى ٱلْجَارِيَةِ

11-12. âyetler birlikte çevrilmiştir

Şüphesiz, (Nûh zamanında) su bastığı vakit, sizi gemide biz taşıdık ki, bu olayı sizin için bir uyarı yapalım ve belleyecek kulaklar da onu bellesin.

Âyet sayfası s.567 · 29. cüz
12

لِنَجْعَلَهَا لَكُمْ تَذْكِرَةًۭ وَتَعِيَهَآ أُذُنٌۭ وَٰعِيَةٌۭ

Âyet sayfası s.567 · 29. cüz
13

فَإِذَا نُفِخَ فِى ٱلصُّورِ نَفْخَةٌۭ وَٰحِدَةٌۭ

13-15. âyetler birlikte çevrilmiştir

Sûr'a bir defa üfürülünce, yeryüzü ve dağlar kaldırılıp birbirine bir çarptırılınca, işte o gün olacak olmuş(kıyamet kopmuş)tur.

Âyet sayfası s.567 · 29. cüz
14

وَحُمِلَتِ ٱلْأَرْضُ وَٱلْجِبَالُ فَدُكَّتَا دَكَّةًۭ وَٰحِدَةًۭ

Âyet sayfası s.567 · 29. cüz
15

فَيَوْمَئِذٍۢ وَقَعَتِ ٱلْوَاقِعَةُ

Âyet sayfası s.567 · 29. cüz
16

وَٱنشَقَّتِ ٱلسَّمَآءُ فَهِىَ يَوْمَئِذٍۢ وَاهِيَةٌۭ

Gök de yarılmış ve artık o gün o da çökmeye yüz tutmuştur.

Âyet sayfası s.567 · 29. cüz
17

وَٱلْمَلَكُ عَلَىٰٓ أَرْجَآئِهَا ۚ وَيَحْمِلُ عَرْشَ رَبِّكَ فَوْقَهُمْ يَوْمَئِذٍۢ ثَمَٰنِيَةٌۭ

Melekler onun kıyılarındadır. O gün Rabbinin arşını, bunların da üstünde sekiz taşıyıcı taşır.

Âyet sayfası s.567 · 29. cüz
18

يَوْمَئِذٍۢ تُعْرَضُونَ لَا تَخْفَىٰ مِنكُمْ خَافِيَةٌۭ

O gün (hesap için Allah'a) arz olunursunuz. Hiçbir sırrınız gizli kalmaz.

Âyet sayfası s.567 · 29. cüz
19

فَأَمَّا مَنْ أُوتِىَ كِتَٰبَهُۥ بِيَمِينِهِۦ فَيَقُولُ هَآؤُمُ ٱقْرَءُوا۟ كِتَٰبِيَهْ

İşte o vakit, kitabı kendisine sağından verilen kimse der ki: "Gelin, kitabımı okuyun!"

Âyet sayfası s.567 · 29. cüz
20

إِنِّى ظَنَنتُ أَنِّى مُلَٰقٍ حِسَابِيَهْ

"Çünkü ben, hesabımla karşılaşacağımı zaten biliyordum."

Âyet sayfası s.567 · 29. cüz
21

فَهُوَ فِى عِيشَةٍۢ رَّاضِيَةٍۢ

Artık o, hoşnut bir hayat içindedir.

Âyet sayfası s.567 · 29. cüz
22

فِى جَنَّةٍ عَالِيَةٍۢ

Yüksek bir cennettedir.

Âyet sayfası s.567 · 29. cüz
23

قُطُوفُهَا دَانِيَةٌۭ

Onun meyveleri sarkar (kolaylıkla devşirilebilir).

Âyet sayfası s.567 · 29. cüz
24

كُلُوا۟ وَٱشْرَبُوا۟ هَنِيٓـًٔۢا بِمَآ أَسْلَفْتُمْ فِى ٱلْأَيَّامِ ٱلْخَالِيَةِ

(Onlara şöyle denir:) "Geçmiş günlerde yaptıklarınıza karşılık, afiyetle yiyin, için."

Âyet sayfası s.567 · 29. cüz
25

وَأَمَّا مَنْ أُوتِىَ كِتَٰبَهُۥ بِشِمَالِهِۦ فَيَقُولُ يَٰلَيْتَنِى لَمْ أُوتَ كِتَٰبِيَهْ

Kitabı kendisine sol tarafından verilen ise şöyle der: "Keşke kitabım bana verilmeseydi."

Âyet sayfası s.567 · 29. cüz
26

وَلَمْ أَدْرِ مَا حِسَابِيَهْ

"Hesabımın ne olduğunu da bilmeseydim."

Âyet sayfası s.567 · 29. cüz
27

يَٰلَيْتَهَا كَانَتِ ٱلْقَاضِيَةَ

"Keşke ölüm her şeyi bitirseydi."

Âyet sayfası s.567 · 29. cüz
28

مَآ أَغْنَىٰ عَنِّى مَالِيَهْ ۜ

"Malım bana hiçbir yarar sağlamadı."

Âyet sayfası s.567 · 29. cüz
29

هَلَكَ عَنِّى سُلْطَٰنِيَهْ

"Saltanatım da yok olup gitti."

Âyet sayfası s.567 · 29. cüz
30

خُذُوهُ فَغُلُّوهُ

(Allah şöyle der:) "Onu yakalayıp bağlayın."

Âyet sayfası s.567 · 29. cüz
31

ثُمَّ ٱلْجَحِيمَ صَلُّوهُ

"Sonra onu cehenneme atın."

Âyet sayfası s.567 · 29. cüz
32

ثُمَّ فِى سِلْسِلَةٍۢ ذَرْعُهَا سَبْعُونَ ذِرَاعًۭا فَٱسْلُكُوهُ

"Sonra uzunluğu yetmiş arşın olan zincire vurun onu."

Âyet sayfası s.567 · 29. cüz
33

إِنَّهُۥ كَانَ لَا يُؤْمِنُ بِٱللَّهِ ٱلْعَظِيمِ

"Çünkü o, azamet sahibi Allah'a iman etmiyordu."

Âyet sayfası s.567 · 29. cüz
34

وَلَا يَحُضُّ عَلَىٰ طَعَامِ ٱلْمِسْكِينِ

"Yoksulu doyurmaya teşvik etmiyordu."

Âyet sayfası s.567 · 29. cüz
35

فَلَيْسَ لَهُ ٱلْيَوْمَ هَٰهُنَا حَمِيمٌۭ

"Bu sebeple, bugün burada onun samimi bir dostu yoktur."

Âyet sayfası s.568 · 29. cüz
36

وَلَا طَعَامٌ إِلَّا مِنْ غِسْلِينٍۢ

"Kanlı irinden başka bir yiyeceği de yoktur."

Âyet sayfası s.568 · 29. cüz
37

لَّا يَأْكُلُهُۥٓ إِلَّا ٱلْخَٰطِـُٔونَ

"Onu günahkârlardan başkası yemez."

Âyet sayfası s.568 · 29. cüz
38

فَلَآ أُقْسِمُ بِمَا تُبْصِرُونَ

38-40. âyetler birlikte çevrilmiştir

Görebildiklerinize ve göremediklerinize yemin ederim ki, o (Kur'an), hiç şüphesiz çok şerefli bir elçinin (Allah'dan alıp tebliğ ettiği) sözüdür.

Âyet sayfası s.568 · 29. cüz
39

وَمَا لَا تُبْصِرُونَ

Âyet sayfası s.568 · 29. cüz
40

إِنَّهُۥ لَقَوْلُ رَسُولٍۢ كَرِيمٍۢ

Âyet sayfası s.568 · 29. cüz
41

وَمَا هُوَ بِقَوْلِ شَاعِرٍۢ ۚ قَلِيلًۭا مَّا تُؤْمِنُونَ

O, bir şâirin sözü değildir. Ne de az inanıyorsunuz!

Âyet sayfası s.568 · 29. cüz
42

وَلَا بِقَوْلِ كَاهِنٍۢ ۚ قَلِيلًۭا مَّا تَذَكَّرُونَ

Bir kâhinin sözü de değildir. Ne de az düşünüyorsunuz!

Âyet sayfası s.568 · 29. cüz
43

تَنزِيلٌۭ مِّن رَّبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ

O, âlemlerin Rabbi tarafından indirilmedir.

Âyet sayfası s.568 · 29. cüz
44

وَلَوْ تَقَوَّلَ عَلَيْنَا بَعْضَ ٱلْأَقَاوِيلِ

44-45. âyetler birlikte çevrilmiştir

Eğer (Peygamber) bize isnat ederek bazı sözler uydurmuş olsaydı mutlaka onu kudretimizle yakalardık.

Âyet sayfası s.568 · 29. cüz
45

لَأَخَذْنَا مِنْهُ بِٱلْيَمِينِ

Âyet sayfası s.568 · 29. cüz
46

ثُمَّ لَقَطَعْنَا مِنْهُ ٱلْوَتِينَ

Sonra da onun şah damarını mutlaka keserdik.

Âyet sayfası s.568 · 29. cüz
47

فَمَا مِنكُم مِّنْ أَحَدٍ عَنْهُ حَٰجِزِينَ

Hiçbiriniz de bu cezayı engelleyip ondan savamazdı.

Âyet sayfası s.568 · 29. cüz
48

وَإِنَّهُۥ لَتَذْكِرَةٌۭ لِّلْمُتَّقِينَ

Şüphesiz Kur'an Allah'a karşı gelmekten sakınanlara bir öğüttür.

Âyet sayfası s.568 · 29. cüz
49

وَإِنَّا لَنَعْلَمُ أَنَّ مِنكُم مُّكَذِّبِينَ

Şüphesiz biz, içinizden yalanlayanların olduğunu elbette biliyoruz.

Âyet sayfası s.568 · 29. cüz
50

وَإِنَّهُۥ لَحَسْرَةٌ عَلَى ٱلْكَٰفِرِينَ

Şüphesiz Kur'an, kâfirler için mutlaka bir pişmanlık sebebidir.

Âyet sayfası s.568 · 29. cüz
51

وَإِنَّهُۥ لَحَقُّ ٱلْيَقِينِ

Şüphesiz Kur'an gerçek kesin bilgidir.

Âyet sayfası s.568 · 29. cüz
52

فَسَبِّحْ بِٱسْمِ رَبِّكَ ٱلْعَظِيمِ

O halde sen, yüce Rabbinin adıyla tespih et.

Âyet sayfası s.568 · 29. cüz

Meâl: Diyanet İşleri Başkanlığı Meâli — Diyanet İşleri Başkanlığı
Kur'an metni: Tanzil Project (CC BY 3.0)
Ses kaydı: Mişari Râşid el-Afâsî — AlQuran Cloud / islamic.network