İçeriğe atla
28 Ağustos 2026 · 15 Rebiülevvel 1448
Online Hatim
Meâric Suresi

سُورَةُ المَعَارِجِ

Meâric Suresi

70. sûre · 44 âyet · Mekkî · mushafta aç

1

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ سَأَلَ سَآئِلٌۢ بِعَذَابٍۢ وَاقِعٍۢ

1-3. âyetler birlikte çevrilmiştir

Soran birisi, yükselme yollarının sahibi Allah tarafından kâfirlere kesinlikle inecek olan ve hiç kimsenin uzaklaştıramayacağı azabı sordu.

Âyet sayfası s.568 · 29. cüz
2

لِّلْكَٰفِرِينَ لَيْسَ لَهُۥ دَافِعٌۭ

Âyet sayfası s.568 · 29. cüz
3

مِّنَ ٱللَّهِ ذِى ٱلْمَعَارِجِ

Âyet sayfası s.568 · 29. cüz
4

تَعْرُجُ ٱلْمَلَٰٓئِكَةُ وَٱلرُّوحُ إِلَيْهِ فِى يَوْمٍۢ كَانَ مِقْدَارُهُۥ خَمْسِينَ أَلْفَ سَنَةٍۢ

Melekler ve Ruh (Cebrail) ona süresi elli bin yıl olan bir günde yükselir.

Âyet sayfası s.568 · 29. cüz
5

فَٱصْبِرْ صَبْرًۭا جَمِيلًا

(Ey Muhammed!) Sen güzel bir şekilde sabret.

Âyet sayfası s.568 · 29. cüz
6

إِنَّهُمْ يَرَوْنَهُۥ بَعِيدًۭا

Şüphesiz onlar o azabı uzak görüyorlar.

Âyet sayfası s.568 · 29. cüz
7

وَنَرَىٰهُ قَرِيبًۭا

Biz ise onu yakın görüyoruz.

Âyet sayfası s.568 · 29. cüz
8

يَوْمَ تَكُونُ ٱلسَّمَآءُ كَٱلْمُهْلِ

8-9. âyetler birlikte çevrilmiştir

Göğün, erimiş maden gibi ve dağların atılmış renkli yün gibi olacağı günü hatırla.

Âyet sayfası s.568 · 29. cüz
9

وَتَكُونُ ٱلْجِبَالُ كَٱلْعِهْنِ

Âyet sayfası s.568 · 29. cüz
10

وَلَا يَسْـَٔلُ حَمِيمٌ حَمِيمًۭا

(O gün) hiçbir samimi dost, dostunu sormaz.

Âyet sayfası s.568 · 29. cüz
11

يُبَصَّرُونَهُمْ ۚ يَوَدُّ ٱلْمُجْرِمُ لَوْ يَفْتَدِى مِنْ عَذَابِ يَوْمِئِذٍۭ بِبَنِيهِ

11-14. âyetler birlikte çevrilmiştir

Birbirlerine gösterilirler. Günahkâr kimse ister ki, o günün azabından kurtulmak için oğullarını, karısını, kardeşini, kendisini koruyup barındıran tüm ailesini ve yeryüzünde bulunanların hepsini fidye olarak versin de, kendisini kurtarsın.

Âyet sayfası s.569 · 29. cüz
12

وَصَٰحِبَتِهِۦ وَأَخِيهِ

Âyet sayfası s.569 · 29. cüz
13

وَفَصِيلَتِهِ ٱلَّتِى تُـْٔوِيهِ

Âyet sayfası s.569 · 29. cüz
14

وَمَن فِى ٱلْأَرْضِ جَمِيعًۭا ثُمَّ يُنجِيهِ

Âyet sayfası s.569 · 29. cüz
15

كَلَّآ ۖ إِنَّهَا لَظَىٰ

15-16. âyetler birlikte çevrilmiştir

Hayır (ne mümkün)! Şüphesiz, cehennem derileri kavurup çıkaran alevli ateştir.

Âyet sayfası s.569 · 29. cüz
16

نَزَّاعَةًۭ لِّلشَّوَىٰ

Âyet sayfası s.569 · 29. cüz
17

تَدْعُوا۟ مَنْ أَدْبَرَ وَتَوَلَّىٰ

17-18. âyetler birlikte çevrilmiştir

O, (hakka) arka döneni ve (imandan) yüz çevireni; servet toplayıp yığanı kendine çağırır.

Âyet sayfası s.569 · 29. cüz
18

وَجَمَعَ فَأَوْعَىٰٓ

Âyet sayfası s.569 · 29. cüz
19

۞ إِنَّ ٱلْإِنسَٰنَ خُلِقَ هَلُوعًا

Şüphesiz insan çok hırslı ve sabırsız olarak yaratılmıştır.

Âyet sayfası s.569 · 29. cüz
20

إِذَا مَسَّهُ ٱلشَّرُّ جَزُوعًۭا

Kendisine kötülük dokunduğu zaman sızlanır.

Âyet sayfası s.569 · 29. cüz
21

وَإِذَا مَسَّهُ ٱلْخَيْرُ مَنُوعًا

Ona bir hayır dokunduğunda da eli sıkıdır.

Âyet sayfası s.569 · 29. cüz
22

إِلَّا ٱلْمُصَلِّينَ

Ancak, namaz kılanlar başka.

Âyet sayfası s.569 · 29. cüz
23

ٱلَّذِينَ هُمْ عَلَىٰ صَلَاتِهِمْ دَآئِمُونَ

Onlar, namazlarına devam eden kimselerdir.

Âyet sayfası s.569 · 29. cüz
24

وَٱلَّذِينَ فِىٓ أَمْوَٰلِهِمْ حَقٌّۭ مَّعْلُومٌۭ

24-25. âyetler birlikte çevrilmiştir

Onlar, mallarında; isteyenler ve (isteyemeyip) mahrum kalanlar için belli bir hak bulunan kimselerdir.

Âyet sayfası s.569 · 29. cüz
25

لِّلسَّآئِلِ وَٱلْمَحْرُومِ

Âyet sayfası s.569 · 29. cüz
26

وَٱلَّذِينَ يُصَدِّقُونَ بِيَوْمِ ٱلدِّينِ

Onlar ceza gününü tasdik eden kimselerdir.

Âyet sayfası s.569 · 29. cüz
27

وَٱلَّذِينَ هُم مِّنْ عَذَابِ رَبِّهِم مُّشْفِقُونَ

Onlar, Rablerinin azabından korkan kimselerdir.

Âyet sayfası s.569 · 29. cüz
28

إِنَّ عَذَابَ رَبِّهِمْ غَيْرُ مَأْمُونٍۢ

Çünkü, Rablerinin azabından emin olunamaz.

Âyet sayfası s.569 · 29. cüz
29

وَٱلَّذِينَ هُمْ لِفُرُوجِهِمْ حَٰفِظُونَ

Onlar, mahrem yerlerini koruyan kimselerdir.

Âyet sayfası s.569 · 29. cüz
30

إِلَّا عَلَىٰٓ أَزْوَٰجِهِمْ أَوْ مَا مَلَكَتْ أَيْمَٰنُهُمْ فَإِنَّهُمْ غَيْرُ مَلُومِينَ

Ancak eşleri, yahut sahip oldukları cariyeleri başka. Çünkü onlar (eşleri ve cariyeleri ile olan ilişkileri konusunda) kınanmazlar.

Âyet sayfası s.569 · 29. cüz
31

فَمَنِ ٱبْتَغَىٰ وَرَآءَ ذَٰلِكَ فَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْعَادُونَ

Kim bunun ötesini isterse, işte onlar sınırı aşan kimselerdir.

Âyet sayfası s.569 · 29. cüz
32

وَٱلَّذِينَ هُمْ لِأَمَٰنَٰتِهِمْ وَعَهْدِهِمْ رَٰعُونَ

Onlar, emanetlerini ve verdikleri sözü gözeten kimselerdir.

Âyet sayfası s.569 · 29. cüz
33

وَٱلَّذِينَ هُم بِشَهَٰدَٰتِهِمْ قَآئِمُونَ

Onlar, şahitliklerini dosdoğru yapan kimselerdir.

Âyet sayfası s.569 · 29. cüz
34

وَٱلَّذِينَ هُمْ عَلَىٰ صَلَاتِهِمْ يُحَافِظُونَ

Onlar namazlarını titizlikle koruyan kimselerdir.

Âyet sayfası s.569 · 29. cüz
35

أُو۟لَٰٓئِكَ فِى جَنَّٰتٍۢ مُّكْرَمُونَ

İşte onlar cennetlerde ikram göreceklerdir.

Âyet sayfası s.569 · 29. cüz
36

فَمَالِ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ قِبَلَكَ مُهْطِعِينَ

36-37. âyetler birlikte çevrilmiştir

Şimdi, inkar edenlere ne oluyor ki, boyunlarını uzatarak (alay etmek için) sağdan soldan gruplar halinde sana doğru koşuyorlar?

Âyet sayfası s.569 · 29. cüz
37

عَنِ ٱلْيَمِينِ وَعَنِ ٱلشِّمَالِ عِزِينَ

Âyet sayfası s.569 · 29. cüz
38

أَيَطْمَعُ كُلُّ ٱمْرِئٍۢ مِّنْهُمْ أَن يُدْخَلَ جَنَّةَ نَعِيمٍۢ

Onlardan her biri Naîm Cennetine sokulacağını mı umuyor?

Âyet sayfası s.569 · 29. cüz
39

كَلَّآ ۖ إِنَّا خَلَقْنَٰهُم مِّمَّا يَعْلَمُونَ

Hayır (ne mümkün)! Şüphesiz biz onları kendilerinin de bildikleri şeyden (meniden) yarattık.

Âyet sayfası s.569 · 29. cüz
40

فَلَآ أُقْسِمُ بِرَبِّ ٱلْمَشَٰرِقِ وَٱلْمَغَٰرِبِ إِنَّا لَقَٰدِرُونَ

40-41. âyetler birlikte çevrilmiştir

Doğuların ve Batıların Rabbine yemin ederim ki, şüphesiz onların yerine daha iyilerini getirmeye bizim gücümüz yeter. Bizim önümüze geçilemez.

Âyet sayfası s.570 · 29. cüz
41

عَلَىٰٓ أَن نُّبَدِّلَ خَيْرًۭا مِّنْهُمْ وَمَا نَحْنُ بِمَسْبُوقِينَ

Âyet sayfası s.570 · 29. cüz
42

فَذَرْهُمْ يَخُوضُوا۟ وَيَلْعَبُوا۟ حَتَّىٰ يُلَٰقُوا۟ يَوْمَهُمُ ٱلَّذِى يُوعَدُونَ

Sen onları bırak, uyarıldıkları günlerine kavuşuncaya kadar batıl inançlarına dalsınlar ve oynasınlar.

Âyet sayfası s.570 · 29. cüz
43

يَوْمَ يَخْرُجُونَ مِنَ ٱلْأَجْدَاثِ سِرَاعًۭا كَأَنَّهُمْ إِلَىٰ نُصُبٍۢ يُوفِضُونَ

43-44. âyetler birlikte çevrilmiştir

Dikili putlara akın akın gidercesine, gözleri inmiş, kendilerini zillet kaplamış bir halde mezarlarından süratle çıkacakları o günü hatırla! İşte o, uyarıldıkları gündür.

Âyet sayfası s.570 · 29. cüz
44

خَٰشِعَةً أَبْصَٰرُهُمْ تَرْهَقُهُمْ ذِلَّةٌۭ ۚ ذَٰلِكَ ٱلْيَوْمُ ٱلَّذِى كَانُوا۟ يُوعَدُونَ

Âyet sayfası s.570 · 29. cüz

Meâl: Diyanet İşleri Başkanlığı Meâli — Diyanet İşleri Başkanlığı
Kur'an metni: Tanzil Project (CC BY 3.0)
Ses kaydı: Mişari Râşid el-Afâsî — AlQuran Cloud / islamic.network