İçeriğe atla
28 Ağustos 2026 · 15 Rebiülevvel 1448
Online Hatim
Müddessir Suresi

سُورَةُ المُدَّثِّرِ

Müddessir Suresi

74. sûre · 56 âyet · Mekkî · mushafta aç

1

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ يَٰٓأَيُّهَا ٱلْمُدَّثِّرُ

Ey örtünüp bürünen (Peygamber!)

Âyet sayfası s.575 · 29. cüz
2

قُمْ فَأَنذِرْ

Kalk da uyar.

Âyet sayfası s.575 · 29. cüz
3

وَرَبَّكَ فَكَبِّرْ

Rabbini yücelt.

Âyet sayfası s.575 · 29. cüz
4

وَثِيَابَكَ فَطَهِّرْ

Nefsini arındır.

Âyet sayfası s.575 · 29. cüz
5

وَٱلرُّجْزَ فَٱهْجُرْ

Şirkten uzak dur.

Âyet sayfası s.575 · 29. cüz
6

وَلَا تَمْنُن تَسْتَكْثِرُ

İyiliği, daha fazlasını bekleyerek (bir kazanç elde etmek için) yapma.

Âyet sayfası s.575 · 29. cüz
7

وَلِرَبِّكَ فَٱصْبِرْ

Rabbinin rızasına ermek için sabret.

Âyet sayfası s.575 · 29. cüz
8

فَإِذَا نُقِرَ فِى ٱلنَّاقُورِ

8-9. âyetler birlikte çevrilmiştir

Sûr'a üfürüldüğü zaman var ya; işte o gün çetin bir gündür.

Âyet sayfası s.575 · 29. cüz
9

فَذَٰلِكَ يَوْمَئِذٍۢ يَوْمٌ عَسِيرٌ

Âyet sayfası s.575 · 29. cüz
10

عَلَى ٱلْكَٰفِرِينَ غَيْرُ يَسِيرٍۢ

Kâfirler için hiç kolay değildir.

Âyet sayfası s.575 · 29. cüz
11

ذَرْنِى وَمَنْ خَلَقْتُ وَحِيدًۭا

Beni, yarattığım kişiyle başbaşa bırak.

Âyet sayfası s.575 · 29. cüz
12

وَجَعَلْتُ لَهُۥ مَالًۭا مَّمْدُودًۭا

12-13. âyetler birlikte çevrilmiştir

Ona bol mal ve gözü önünde duran oğullar verdim.

Âyet sayfası s.575 · 29. cüz
13

وَبَنِينَ شُهُودًۭا

Âyet sayfası s.575 · 29. cüz
14

وَمَهَّدتُّ لَهُۥ تَمْهِيدًۭا

Kendisine alabildiğine imkanlar sağladım.

Âyet sayfası s.575 · 29. cüz
15

ثُمَّ يَطْمَعُ أَنْ أَزِيدَ

Sonra da o hırsla daha da artırmamı umar.

Âyet sayfası s.575 · 29. cüz
16

كَلَّآ ۖ إِنَّهُۥ كَانَ لِءَايَٰتِنَا عَنِيدًۭا

Hayır, umduğu gibi olmayacak. Çünkü o, bizim âyetlerimize karşı inatçıdır.

Âyet sayfası s.575 · 29. cüz
17

سَأُرْهِقُهُۥ صَعُودًا

Ben onu dimdik bir yokuşa sardıracağım.

Âyet sayfası s.575 · 29. cüz
18

إِنَّهُۥ فَكَّرَ وَقَدَّرَ

Çünkü o, düşündü taşındı, ölçtü biçti.

Âyet sayfası s.576 · 29. cüz
19

فَقُتِلَ كَيْفَ قَدَّرَ

Kahrolası nasıl da ölçtü biçti!

Âyet sayfası s.576 · 29. cüz
20

ثُمَّ قُتِلَ كَيْفَ قَدَّرَ

Yine kahrolası, nasıl ölçtü biçti!

Âyet sayfası s.576 · 29. cüz
21

ثُمَّ نَظَرَ

Sonra (Kur'an hakkında) derin derin düşündü.

Âyet sayfası s.576 · 29. cüz
22

ثُمَّ عَبَسَ وَبَسَرَ

Sonra yüzünü ekşitti, kaşlarını çattı.

Âyet sayfası s.576 · 29. cüz
23

ثُمَّ أَدْبَرَ وَٱسْتَكْبَرَ

23-24. âyetler birlikte çevrilmiştir

Sonra arkasını döndü ve büyüklük taslayıp şöyle dedi: "Bu ancak nakledilegelen bir sihirdir."

Âyet sayfası s.576 · 29. cüz
24

فَقَالَ إِنْ هَٰذَآ إِلَّا سِحْرٌۭ يُؤْثَرُ

Âyet sayfası s.576 · 29. cüz
25

إِنْ هَٰذَآ إِلَّا قَوْلُ ٱلْبَشَرِ

"Bu, ancak insan sözüdür."

Âyet sayfası s.576 · 29. cüz
26

سَأُصْلِيهِ سَقَرَ

Ben onu "Sekar"a (cehenneme) sokacağım.

Âyet sayfası s.576 · 29. cüz
27

وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا سَقَرُ

Sekar'ın ne olduğunu sen ne bileceksin?

Âyet sayfası s.576 · 29. cüz
28

لَا تُبْقِى وَلَا تَذَرُ

Geride bir şey koymaz, bırakmaz.

Âyet sayfası s.576 · 29. cüz
29

لَوَّاحَةٌۭ لِّلْبَشَرِ

Derileri kavurur.

Âyet sayfası s.576 · 29. cüz
30

عَلَيْهَا تِسْعَةَ عَشَرَ

Üzerinde on dokuz (görevli melek) vardır.

Âyet sayfası s.576 · 29. cüz
31

وَمَا جَعَلْنَآ أَصْحَٰبَ ٱلنَّارِ إِلَّا مَلَٰٓئِكَةًۭ ۙ وَمَا جَعَلْنَا عِدَّتَهُمْ إِلَّا فِتْنَةًۭ لِّلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لِيَسْتَيْقِنَ ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْكِتَٰبَ وَيَزْدَادَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ إِيمَٰنًۭا ۙ وَلَا يَرْتَابَ ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْكِتَٰبَ وَٱلْمُؤْمِنُونَ ۙ وَلِيَقُولَ ٱلَّذِينَ فِى قُلُوبِهِم مَّرَضٌۭ وَٱلْكَٰفِرُونَ مَاذَآ أَرَادَ ٱللَّهُ بِهَٰذَا مَثَلًۭا ۚ كَذَٰلِكَ يُضِلُّ ٱللَّهُ مَن يَشَآءُ وَيَهْدِى مَن يَشَآءُ ۚ وَمَا يَعْلَمُ جُنُودَ رَبِّكَ إِلَّا هُوَ ۚ وَمَا هِىَ إِلَّا ذِكْرَىٰ لِلْبَشَرِ

Biz, cehennemin görevlilerini ancak meleklerden kıldık. Onların sayısını inkar edenler için bir imtihan vesilesi yaptık ki kendilerine kitap verilenler kesin olarak bilsinler, iman edenlerin imanı artsın, kendilerine kitap verilenler ve mü'minler şüpheye düşmesin, kalplerinde bir hastalık bulunanlar ile kâfirler, "Allah örnek olarak bununla neyi anlatmak istedi" desinler. İşte böyle. Allah dilediğini saptırır, dilediğini doğru yola iletir. Rabbinin ordularını ancak kendisi bilir. Bu, insanlar için ancak bir uyarıdır.

Âyet sayfası s.576 · 29. cüz
32

كَلَّا وَٱلْقَمَرِ

32-37. âyetler birlikte çevrilmiştir

Hayır, (öğüt almazlar.) Aya, çekilip gittiğinde geceye, aydınlandığında sabaha andolsun ki o (cehennem) insan için; içinizden ileri geçmek yahut geri kalmak isteyenler için uyarıcı olarak elbette en büyük bir şeydir.

Âyet sayfası s.576 · 29. cüz
33

وَٱلَّيْلِ إِذْ أَدْبَرَ

Âyet sayfası s.576 · 29. cüz
34

وَٱلصُّبْحِ إِذَآ أَسْفَرَ

Âyet sayfası s.576 · 29. cüz
35

إِنَّهَا لَإِحْدَى ٱلْكُبَرِ

Âyet sayfası s.576 · 29. cüz
36

نَذِيرًۭا لِّلْبَشَرِ

Âyet sayfası s.576 · 29. cüz
37

لِمَن شَآءَ مِنكُمْ أَن يَتَقَدَّمَ أَوْ يَتَأَخَّرَ

Âyet sayfası s.576 · 29. cüz
38

كُلُّ نَفْسٍۭ بِمَا كَسَبَتْ رَهِينَةٌ

Herkes kazandığına karşılık bir rehindir.

Âyet sayfası s.576 · 29. cüz
39

إِلَّآ أَصْحَٰبَ ٱلْيَمِينِ

Ancak ahiret mutluluğuna eren kimseler başka.

Âyet sayfası s.576 · 29. cüz
40

فِى جَنَّٰتٍۢ يَتَسَآءَلُونَ

40-42. âyetler birlikte çevrilmiştir

Onlar cennetlerdedirler. Birbirlerine suçlular hakkında sorular sorarlar ve dönüp onlara şöyle derler: "Sizi Sekar'a (cehenneme) ne soktu?"

Âyet sayfası s.576 · 29. cüz
41

عَنِ ٱلْمُجْرِمِينَ

Âyet sayfası s.576 · 29. cüz
42

مَا سَلَكَكُمْ فِى سَقَرَ

Âyet sayfası s.576 · 29. cüz
43

قَالُوا۟ لَمْ نَكُ مِنَ ٱلْمُصَلِّينَ

Onlar şöyle derler: "Biz namaz kılanlardan değildik."

Âyet sayfası s.576 · 29. cüz
44

وَلَمْ نَكُ نُطْعِمُ ٱلْمِسْكِينَ

"Yoksula yedirmezdik."

Âyet sayfası s.576 · 29. cüz
45

وَكُنَّا نَخُوضُ مَعَ ٱلْخَآئِضِينَ

"Bâtıla dalanlarla birlikte biz de dalardık."

Âyet sayfası s.576 · 29. cüz
46

وَكُنَّا نُكَذِّبُ بِيَوْمِ ٱلدِّينِ

"Ceza gününü de yalanlıyorduk."

Âyet sayfası s.576 · 29. cüz
47

حَتَّىٰٓ أَتَىٰنَا ٱلْيَقِينُ

"Nihayet ölüm bize gelip çattı."

Âyet sayfası s.576 · 29. cüz
48

فَمَا تَنفَعُهُمْ شَفَٰعَةُ ٱلشَّٰفِعِينَ

Artık şefaatçilerin şefaati onlara fayda vermez.

Âyet sayfası s.577 · 29. cüz
49

فَمَا لَهُمْ عَنِ ٱلتَّذْكِرَةِ مُعْرِضِينَ

Böyle iken onlara ne oluyor da, öğütten yüz çeviriyorlar?

Âyet sayfası s.577 · 29. cüz
50

كَأَنَّهُمْ حُمُرٌۭ مُّسْتَنفِرَةٌۭ

50-51. âyetler birlikte çevrilmiştir

Onlar sanki arslandan kaçan yaban eşekleridirler.

Âyet sayfası s.577 · 29. cüz
51

فَرَّتْ مِن قَسْوَرَةٍۭ

Âyet sayfası s.577 · 29. cüz
52

بَلْ يُرِيدُ كُلُّ ٱمْرِئٍۢ مِّنْهُمْ أَن يُؤْتَىٰ صُحُفًۭا مُّنَشَّرَةًۭ

Hatta onlardan her bir kişi, kendisine açılmış sahifeler verilmesini istiyor.

Âyet sayfası s.577 · 29. cüz
53

كَلَّا ۖ بَل لَّا يَخَافُونَ ٱلْءَاخِرَةَ

Hayır, hayır! Onlar ahiretten korkmuyorlar.

Âyet sayfası s.577 · 29. cüz
54

كَلَّآ إِنَّهُۥ تَذْكِرَةٌۭ

Hayır, düşündükleri gibi değil! Şüphesiz bu (Kur'an) bir uyarıdır.

Âyet sayfası s.577 · 29. cüz
55

فَمَن شَآءَ ذَكَرَهُۥ

Artık kim dilerse ondan öğüt alır.

Âyet sayfası s.577 · 29. cüz
56

وَمَا يَذْكُرُونَ إِلَّآ أَن يَشَآءَ ٱللَّهُ ۚ هُوَ أَهْلُ ٱلتَّقْوَىٰ وَأَهْلُ ٱلْمَغْفِرَةِ

Bununla beraber, Allah dilemedikçe öğüt alamazlar. O takvaya (kendisine karşı gelmekten sakınılmaya) ehil olandır, bağışlamaya ehil olandır.

Âyet sayfası s.577 · 29. cüz

Meâl: Diyanet İşleri Başkanlığı Meâli — Diyanet İşleri Başkanlığı
Kur'an metni: Tanzil Project (CC BY 3.0)
Ses kaydı: Mişari Râşid el-Afâsî — AlQuran Cloud / islamic.network