Mushaf · 535. sayfa · 27. cüz
يَطُوفُ عَلَيْهِمْ وِلْدَٰنٌۭ مُّخَلَّدُونَ17 بِأَكْوَابٍۢ وَأَبَارِيقَ وَكَأْسٍۢ مِّن مَّعِينٍۢ18 لَّا يُصَدَّعُونَ عَنْهَا وَلَا يُنزِفُونَ19 وَفَٰكِهَةٍۢ مِّمَّا يَتَخَيَّرُونَ20 وَلَحْمِ طَيْرٍۢ مِّمَّا يَشْتَهُونَ21 وَحُورٌ عِينٌۭ22 كَأَمْثَٰلِ ٱللُّؤْلُؤِ ٱلْمَكْنُونِ23 جَزَآءًۢ بِمَا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ24 لَا يَسْمَعُونَ فِيهَا لَغْوًۭا وَلَا تَأْثِيمًا25 إِلَّا قِيلًۭا سَلَٰمًۭا سَلَٰمًۭا26 وَأَصْحَٰبُ ٱلْيَمِينِ مَآ أَصْحَٰبُ ٱلْيَمِينِ27 فِى سِدْرٍۢ مَّخْضُودٍۢ28 وَطَلْحٍۢ مَّنضُودٍۢ29 وَظِلٍّۢ مَّمْدُودٍۢ30 وَمَآءٍۢ مَّسْكُوبٍۢ31 وَفَٰكِهَةٍۢ كَثِيرَةٍۢ32 لَّا مَقْطُوعَةٍۢ وَلَا مَمْنُوعَةٍۢ33 وَفُرُشٍۢ مَّرْفُوعَةٍ34 إِنَّآ أَنشَأْنَٰهُنَّ إِنشَآءًۭ35 فَجَعَلْنَٰهُنَّ أَبْكَارًا36 عُرُبًا أَتْرَابًۭا37 لِّأَصْحَٰبِ ٱلْيَمِينِ38 ثُلَّةٌۭ مِّنَ ٱلْأَوَّلِينَ39 وَثُلَّةٌۭ مِّنَ ٱلْءَاخِرِينَ40 وَأَصْحَٰبُ ٱلشِّمَالِ مَآ أَصْحَٰبُ ٱلشِّمَالِ41 فِى سَمُومٍۢ وَحَمِيمٍۢ42 وَظِلٍّۢ مِّن يَحْمُومٍۢ43 لَّا بَارِدٍۢ وَلَا كَرِيمٍ44 إِنَّهُمْ كَانُوا۟ قَبْلَ ذَٰلِكَ مُتْرَفِينَ45 وَكَانُوا۟ يُصِرُّونَ عَلَى ٱلْحِنثِ ٱلْعَظِيمِ46 وَكَانُوا۟ يَقُولُونَ أَئِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَابًۭا وَعِظَٰمًا أَءِنَّا لَمَبْعُوثُونَ47 أَوَءَابَآؤُنَا ٱلْأَوَّلُونَ48 قُلْ إِنَّ ٱلْأَوَّلِينَ وَٱلْءَاخِرِينَ49 لَمَجْمُوعُونَ إِلَىٰ مِيقَٰتِ يَوْمٍۢ مَّعْلُومٍۢ50
Meâl
Ebediyen genç kalan uşaklar, onların etrafında; içmekle başlarının dönmeyeceği ve sarhoş olmayacakları, cennet pınarından doldurulmuş sürahileri, ibrikleri ve kadehleri, beğendikleri meyveleri ve arzu ettikleri kuş etlerini dolaştırırlar.
Onlar için saklı inciler gibi, iri gözlü huriler de vardır.
(Bütün bunlar) işledikleri amellere karşılık bir mükâfat olarak (verilir.)
Orada ne boş bir söz, ne de günaha sokan bir şey işitirler.
Sadece "selam!", "selam!" sözünü işitirler.
Ahiret mutluluğuna erenler, ne mutlu kimselerdir!
(Onlar), dikensiz sidir ağaçları ve meyveleri küme küme dizili muz ağaçları altında, yayılmış sürekli bir gölgede, çağlayan bir su başında, tükenmeyen ve yasaklanmayan çok çeşitli meyveler içinde ve yüksek döşekler üzerindedirler.
Biz onları (hurileri) yepyeni bir yaratılışta yarattık.
Onları ahiret mutluluğuna erenler için, hep bir yaşta eşlerini çok seven gösterişli bakireler yaptık.
Bunların birçoğu öncekilerden, bir çoğu da sonrakilerdendir.
Kötülüğe batanlar ise ne mutsuz kimselerdir!
Onlar, iliklere işleyen bir ateş ve bir kaynar su içindedirler. Ne serin ve ne de yararlı olan zifiri bir gölge içinde!..
Çünkü onlar, bundan önce (dünyada varlık içinde) sefahata dalmış ve azgın kimselerdi.
Büyük günah üzerinde ısrar ediyorlardı.
Diyorlardı ki: "Biz öldükten, toprak ve kemik yığını haline geldikten sonra mı, biz mi bir daha diriltilecekmişiz?"
"Evvelki atalarımız da mı?"
De ki: "Şüphesiz öncekiler ve sonrakiler, mutlaka belli bir günün belli bir vaktinde toplanacaklardır."
Sayfa numaraları 604 sayfalık Medine mushafına göredir ve doğrulanmıştır. Satır kırılımı ekrandaki fonta göre değişir; basılı mushafın satır düzeniyle birebir aynı değildir.