İçeriğe atla
28 Ağustos 2026 · 15 Rebiülevvel 1448
Online Hatim
Duhân Suresi

سُورَةُ الدُّخَانِ

Duhân Suresi

44. sûre · 59 âyet · Mekkî · mushafta aç

1

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ حمٓ

Hâ Mîm.

Âyet sayfası s.496 · 25. cüz
2

وَٱلْكِتَٰبِ ٱلْمُبِينِ

2-3. âyetler birlikte çevrilmiştir

Apaçık olan Kitab'a andolsun ki, biz onu mübârek bir gecede indirdik. Şüphesiz biz insanları uyarmaktayız.

Âyet sayfası s.496 · 25. cüz
3

إِنَّآ أَنزَلْنَٰهُ فِى لَيْلَةٍۢ مُّبَٰرَكَةٍ ۚ إِنَّا كُنَّا مُنذِرِينَ

Âyet sayfası s.496 · 25. cüz
4

فِيهَا يُفْرَقُ كُلُّ أَمْرٍ حَكِيمٍ

4-7. âyetler birlikte çevrilmiştir

Katımızdan bir emirle her hikmetli iş o gecede ayırt edilir. Eğer kesin olarak inanıyorsanız, Rabbinden; göklerin, yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbinden bir rahmet olarak biz peygamberler göndermekteyiz. O hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.

Âyet sayfası s.496 · 25. cüz
5

أَمْرًۭا مِّنْ عِندِنَآ ۚ إِنَّا كُنَّا مُرْسِلِينَ

Âyet sayfası s.496 · 25. cüz
6

رَحْمَةًۭ مِّن رَّبِّكَ ۚ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلْعَلِيمُ

Âyet sayfası s.496 · 25. cüz
7

رَبِّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَآ ۖ إِن كُنتُم مُّوقِنِينَ

Âyet sayfası s.496 · 25. cüz
8

لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ يُحْىِۦ وَيُمِيتُ ۖ رَبُّكُمْ وَرَبُّ ءَابَآئِكُمُ ٱلْأَوَّلِينَ

Ondan başka hiçbir ilâh yoktur. Yaşatır, öldürür. O, sizin de Rabbiniz, önceki atalarınızın da Rabbidir.

Âyet sayfası s.496 · 25. cüz
9

بَلْ هُمْ فِى شَكٍّۢ يَلْعَبُونَ

Fakat onlar, şüphe içinde eğlenip duruyorlar.

Âyet sayfası s.496 · 25. cüz
10

فَٱرْتَقِبْ يَوْمَ تَأْتِى ٱلسَّمَآءُ بِدُخَانٍۢ مُّبِينٍۢ

Göğün açık bir duman getireceği günü bekle.

Âyet sayfası s.496 · 25. cüz
11

يَغْشَى ٱلنَّاسَ ۖ هَٰذَا عَذَابٌ أَلِيمٌۭ

(O duman) insanları bürür. Bu, elem dolu bir azaptır.

Âyet sayfası s.496 · 25. cüz
12

رَّبَّنَا ٱكْشِفْ عَنَّا ٱلْعَذَابَ إِنَّا مُؤْمِنُونَ

İnsanlar, "Rabbimiz! Bu azabı bizden kaldır, çünkü biz artık inanıyoruz" derler.

Âyet sayfası s.496 · 25. cüz
13

أَنَّىٰ لَهُمُ ٱلذِّكْرَىٰ وَقَدْ جَآءَهُمْ رَسُولٌۭ مُّبِينٌۭ

Nerede onlarda öğüt almak?! Oysa kendilerine (gerçeği) açıklayan bir peygamber gelmişti.

Âyet sayfası s.496 · 25. cüz
14

ثُمَّ تَوَلَّوْا۟ عَنْهُ وَقَالُوا۟ مُعَلَّمٌۭ مَّجْنُونٌ

Sonra ondan yüz çevirdiler ve "Bu bir öğretilmiş, bu bir deli!" dediler.

Âyet sayfası s.496 · 25. cüz
15

إِنَّا كَاشِفُوا۟ ٱلْعَذَابِ قَلِيلًا ۚ إِنَّكُمْ عَآئِدُونَ

Biz bu azabı kısa bir süre kaldıracağız, siz de yine eski halinize döneceksiniz.

Âyet sayfası s.496 · 25. cüz
16

يَوْمَ نَبْطِشُ ٱلْبَطْشَةَ ٱلْكُبْرَىٰٓ إِنَّا مُنتَقِمُونَ

Onları o en şiddetli yakalayışla yakalayacağımız günü hatırla. Şüphesiz biz öcümüzü alırız.

Âyet sayfası s.496 · 25. cüz
17

۞ وَلَقَدْ فَتَنَّا قَبْلَهُمْ قَوْمَ فِرْعَوْنَ وَجَآءَهُمْ رَسُولٌۭ كَرِيمٌ

Andolsun, onlardan önce Firavun kavmini sınamıştık. Onlara değerli bir peygamber (Mûsâ) gelmişti.

Âyet sayfası s.496 · 25. cüz
18

أَنْ أَدُّوٓا۟ إِلَىَّ عِبَادَ ٱللَّهِ ۖ إِنِّى لَكُمْ رَسُولٌ أَمِينٌۭ

O şöyle demişti: "Allah'ın kullarını (esaret altındaki İsrailoğullarını) bana teslim edin. Çünkü ben güvenilir bir peygamberim."

Âyet sayfası s.496 · 25. cüz
19

وَأَن لَّا تَعْلُوا۟ عَلَى ٱللَّهِ ۖ إِنِّىٓ ءَاتِيكُم بِسُلْطَٰنٍۢ مُّبِينٍۢ

"Allah'a karşı ululuk taslamayın. Çünkü ben size apaçık bir delil (mucize) getiriyorum."

Âyet sayfası s.497 · 25. cüz
20

وَإِنِّى عُذْتُ بِرَبِّى وَرَبِّكُمْ أَن تَرْجُمُونِ

"Şüphesiz ki ben, beni taşlamanızdan, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah'a sığındım."

Âyet sayfası s.497 · 25. cüz
21

وَإِن لَّمْ تُؤْمِنُوا۟ لِى فَٱعْتَزِلُونِ

"Bana inanmadınızsa benden uzak durun."

Âyet sayfası s.497 · 25. cüz
22

فَدَعَا رَبَّهُۥٓ أَنَّ هَٰٓؤُلَآءِ قَوْمٌۭ مُّجْرِمُونَ

Sonra Mûsâ Rabbine, "Bunlar günahkâr bir toplumdur" diye seslendi.

Âyet sayfası s.497 · 25. cüz
23

فَأَسْرِ بِعِبَادِى لَيْلًا إِنَّكُم مُّتَّبَعُونَ

Allah da şöyle dedi: "O halde kullarımı geceleyin yola çıkar, çünkü takip edileceksiniz."

Âyet sayfası s.497 · 25. cüz
24

وَٱتْرُكِ ٱلْبَحْرَ رَهْوًا ۖ إِنَّهُمْ جُندٌۭ مُّغْرَقُونَ

"Denizi açık halde bırak." Çünkü onlar boğulacak bir ordudur.

Âyet sayfası s.497 · 25. cüz
25

كَمْ تَرَكُوا۟ مِن جَنَّٰتٍۢ وَعُيُونٍۢ

Onlar geride nice bahçeler, nice pınarlar bıraktılar.

Âyet sayfası s.497 · 25. cüz
26

وَزُرُوعٍۢ وَمَقَامٍۢ كَرِيمٍۢ

Nice ekinler, nice güzel konaklar!

Âyet sayfası s.497 · 25. cüz
27

وَنَعْمَةٍۢ كَانُوا۟ فِيهَا فَٰكِهِينَ

Zevk ve sefasını sürdükleri nice nimetler!

Âyet sayfası s.497 · 25. cüz
28

كَذَٰلِكَ ۖ وَأَوْرَثْنَٰهَا قَوْمًا ءَاخَرِينَ

İşte böyle! Onları başka bir topluma miras bıraktık.

Âyet sayfası s.497 · 25. cüz
29

فَمَا بَكَتْ عَلَيْهِمُ ٱلسَّمَآءُ وَٱلْأَرْضُ وَمَا كَانُوا۟ مُنظَرِينَ

Gök ve yer onların ardından ağlamadı; onlara mühlet de verilmedi.

Âyet sayfası s.497 · 25. cüz
30

وَلَقَدْ نَجَّيْنَا بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ مِنَ ٱلْعَذَابِ ٱلْمُهِينِ

30-31. âyetler birlikte çevrilmiştir

Andolsun, İsrailoğullarını o alçaltıcı azaptan; Firavun'dan kurtardık. Çünkü o, haddi aşanlardan bir zorba idi.

Âyet sayfası s.497 · 25. cüz
31

مِن فِرْعَوْنَ ۚ إِنَّهُۥ كَانَ عَالِيًۭا مِّنَ ٱلْمُسْرِفِينَ

Âyet sayfası s.497 · 25. cüz
32

وَلَقَدِ ٱخْتَرْنَٰهُمْ عَلَىٰ عِلْمٍ عَلَى ٱلْعَٰلَمِينَ

Andolsun, onları, bir bilgi üzerine (dönemlerinde) âlemlere üstün kıldık.

Âyet sayfası s.497 · 25. cüz
33

وَءَاتَيْنَٰهُم مِّنَ ٱلْءَايَٰتِ مَا فِيهِ بَلَٰٓؤٌۭا۟ مُّبِينٌ

Onlara, içinde açık bir imtihan bulunan mûcizeler verdik.

Âyet sayfası s.497 · 25. cüz
34

إِنَّ هَٰٓؤُلَآءِ لَيَقُولُونَ

34-35. âyetler birlikte çevrilmiştir

Bunlar (müşrikler) diyorlar ki: "İlk ölümümüzden başka bir ölüm yoktur. Biz diriltilecek değiliz."

Âyet sayfası s.497 · 25. cüz
35

إِنْ هِىَ إِلَّا مَوْتَتُنَا ٱلْأُولَىٰ وَمَا نَحْنُ بِمُنشَرِينَ

Âyet sayfası s.497 · 25. cüz
36

فَأْتُوا۟ بِـَٔابَآئِنَآ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ

"Eğer doğru söyleyenler iseniz atalarımızı getirin."

Âyet sayfası s.497 · 25. cüz
37

أَهُمْ خَيْرٌ أَمْ قَوْمُ تُبَّعٍۢ وَٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ ۚ أَهْلَكْنَٰهُمْ ۖ إِنَّهُمْ كَانُوا۟ مُجْرِمِينَ

Bunlar mı daha hayırlı, yoksa Tübba' kavmi ile onlardan öncekiler mi? Onları helâk ettik. Çünkü onlar suçlu kimselerdi.

Âyet sayfası s.497 · 25. cüz
38

وَمَا خَلَقْنَا ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَا لَٰعِبِينَ

Biz, gökleri, yeri ve bunlar arasında bulunanları, eğlenmek için yaratmadık.

Âyet sayfası s.497 · 25. cüz
39

مَا خَلَقْنَٰهُمَآ إِلَّا بِٱلْحَقِّ وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَهُمْ لَا يَعْلَمُونَ

Biz onları ancak hak ve hikmete uygun olarak yarattık. Ama onların çoğu bilmiyorlar.

Âyet sayfası s.497 · 25. cüz
40

إِنَّ يَوْمَ ٱلْفَصْلِ مِيقَٰتُهُمْ أَجْمَعِينَ

Şüphesiz, hüküm günü, hepsinin bir arada buluşacağı zamandır.

Âyet sayfası s.498 · 25. cüz
41

يَوْمَ لَا يُغْنِى مَوْلًى عَن مَّوْلًۭى شَيْـًۭٔا وَلَا هُمْ يُنصَرُونَ

O gün dostun dosta hiçbir faydası olmaz. Kendilerine yardım da edilmez.

Âyet sayfası s.498 · 25. cüz
42

إِلَّا مَن رَّحِمَ ٱللَّهُ ۚ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ

Yalnız, Allah'ın yardım ettiği kimseler bunların dışındadır. Şüphesiz O mutlak güç sahibidir, çok merhamet edendir.

Âyet sayfası s.498 · 25. cüz
43

إِنَّ شَجَرَتَ ٱلزَّقُّومِ

43-44. âyetler birlikte çevrilmiştir

Şüphesiz, zakkum ağacı, günahkarların yemeğidir.

Âyet sayfası s.498 · 25. cüz
44

طَعَامُ ٱلْأَثِيمِ

Âyet sayfası s.498 · 25. cüz
45

كَٱلْمُهْلِ يَغْلِى فِى ٱلْبُطُونِ

45-46. âyetler birlikte çevrilmiştir

O, maden eriyiği gibidir. Kaynar suyun kaynaması gibi karınlarda kaynar.

Âyet sayfası s.498 · 25. cüz
46

كَغَلْىِ ٱلْحَمِيمِ

Âyet sayfası s.498 · 25. cüz
47

خُذُوهُ فَٱعْتِلُوهُ إِلَىٰ سَوَآءِ ٱلْجَحِيمِ

(Allah görevli meleklere şöyle der:) "Tutun onu, cehennemin ortasına sürükleyin."

Âyet sayfası s.498 · 25. cüz
48

ثُمَّ صُبُّوا۟ فَوْقَ رَأْسِهِۦ مِنْ عَذَابِ ٱلْحَمِيمِ

"Sonra başının üstüne kaynar su azabından dökün."

Âyet sayfası s.498 · 25. cüz
49

ذُقْ إِنَّكَ أَنتَ ٱلْعَزِيزُ ٱلْكَرِيمُ

(Deyin ki:) "Tat bakalım! Hani sen güçlüydün, şerefliydin!?"

Âyet sayfası s.498 · 25. cüz
50

إِنَّ هَٰذَا مَا كُنتُم بِهِۦ تَمْتَرُونَ

"İşte bu şüphelenip durduğunuz şeydir!"

Âyet sayfası s.498 · 25. cüz
51

إِنَّ ٱلْمُتَّقِينَ فِى مَقَامٍ أَمِينٍۢ

Allah'a karşı gelmekten sakınanlar ise güvenli bir yerdedirler.

Âyet sayfası s.498 · 25. cüz
52

فِى جَنَّٰتٍۢ وَعُيُونٍۢ

Bahçelerde ve pınar başlarındadırlar.

Âyet sayfası s.498 · 25. cüz
53

يَلْبَسُونَ مِن سُندُسٍۢ وَإِسْتَبْرَقٍۢ مُّتَقَٰبِلِينَ

İnce ipekten ve parlak atlastan elbiseler giyinerek karşılıklı otururlar.

Âyet sayfası s.498 · 25. cüz
54

كَذَٰلِكَ وَزَوَّجْنَٰهُم بِحُورٍ عِينٍۢ

İşte böyle. Ayrıca onları iri siyah gözlü hurilerle evlendirmişizdir.

Âyet sayfası s.498 · 25. cüz
55

يَدْعُونَ فِيهَا بِكُلِّ فَٰكِهَةٍ ءَامِنِينَ

Orada güven içinde her türlü meyveyi isterler.

Âyet sayfası s.498 · 25. cüz
56

لَا يَذُوقُونَ فِيهَا ٱلْمَوْتَ إِلَّا ٱلْمَوْتَةَ ٱلْأُولَىٰ ۖ وَوَقَىٰهُمْ عَذَابَ ٱلْجَحِيمِ

Orada ilk ölümden başka bir ölüm tatmazlar. Allah onları cehennem azabından korumuştur.

Âyet sayfası s.498 · 25. cüz
57

فَضْلًۭا مِّن رَّبِّكَ ۚ ذَٰلِكَ هُوَ ٱلْفَوْزُ ٱلْعَظِيمُ

Bunlar Rabbinden bir lütuf olarak verilmiştir. İşte bu büyük başarıdır.

Âyet sayfası s.498 · 25. cüz
58

فَإِنَّمَا يَسَّرْنَٰهُ بِلِسَانِكَ لَعَلَّهُمْ يَتَذَكَّرُونَ

(Ey Muhammed!) Biz Onu (Kur'an'ı) senin dilinle kolaylaştırdık ki, düşünüp öğüt alsınlar.

Âyet sayfası s.498 · 25. cüz
59

فَٱرْتَقِبْ إِنَّهُم مُّرْتَقِبُونَ

Artık sen (onların başına gelecekleri) bekle; onlar da beklemektedirler.

Âyet sayfası s.498 · 25. cüz

Meâl: Diyanet İşleri Başkanlığı Meâli — Diyanet İşleri Başkanlığı
Kur'an metni: Tanzil Project (CC BY 3.0)
Ses kaydı: Mişari Râşid el-Afâsî — AlQuran Cloud / islamic.network