İçeriğe atla
28 Ağustos 2026 · 15 Rebiülevvel 1448
Online Hatim
Beled Suresi

سُورَةُ البَلَدِ

Beled Suresi

90. sûre · 20 âyet · Mekkî · mushafta aç

1

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ لَآ أُقْسِمُ بِهَٰذَا ٱلْبَلَدِ

1-4. âyetler birlikte çevrilmiştir

Sen bu beldedeyken bu beldeye (Mekke'ye), babaya ve ondan meydana gelen çocuğa yemin ederim ki biz insanı bir sıkıntı ve zorluk içinde (olacak ve bunlara göğüs gerecek şekilde) yarattık.

Âyet sayfası s.594 · 30. cüz
2

وَأَنتَ حِلٌّۢ بِهَٰذَا ٱلْبَلَدِ

Âyet sayfası s.594 · 30. cüz
3

وَوَالِدٍۢ وَمَا وَلَدَ

Âyet sayfası s.594 · 30. cüz
4

لَقَدْ خَلَقْنَا ٱلْإِنسَٰنَ فِى كَبَدٍ

Âyet sayfası s.594 · 30. cüz
5

أَيَحْسَبُ أَن لَّن يَقْدِرَ عَلَيْهِ أَحَدٌۭ

İnsanoğlu, kendisine kimsenin güç yetiremeyeceğini mi sanıyor?

Âyet sayfası s.594 · 30. cüz
6

يَقُولُ أَهْلَكْتُ مَالًۭا لُّبَدًا

"Yığınla mal harcadım" diyor.

Âyet sayfası s.594 · 30. cüz
7

أَيَحْسَبُ أَن لَّمْ يَرَهُۥٓ أَحَدٌ

Kendisini kimsenin görmediğini mi sanıyor?

Âyet sayfası s.594 · 30. cüz
8

أَلَمْ نَجْعَل لَّهُۥ عَيْنَيْنِ

8-10. âyetler birlikte çevrilmiştir

Biz ona iki göz, bir dil, iki dudak vermedik mi; iki apaçık yolu (hayır ve şer yollarını) göstermedik mi?

Âyet sayfası s.594 · 30. cüz
9

وَلِسَانًۭا وَشَفَتَيْنِ

Âyet sayfası s.594 · 30. cüz
10

وَهَدَيْنَٰهُ ٱلنَّجْدَيْنِ

Âyet sayfası s.594 · 30. cüz
11

فَلَا ٱقْتَحَمَ ٱلْعَقَبَةَ

Fakat o, sarp yokuşa atılmadı.

Âyet sayfası s.594 · 30. cüz
12

وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا ٱلْعَقَبَةُ

Sarp yokuşun ne olduğunu sen ne bileceksin?

Âyet sayfası s.594 · 30. cüz
13

فَكُّ رَقَبَةٍ

O tutsak bir boynu çözmek(köle azat etmek) tir.

Âyet sayfası s.594 · 30. cüz
14

أَوْ إِطْعَٰمٌۭ فِى يَوْمٍۢ ذِى مَسْغَبَةٍۢ

14-16. âyetler birlikte çevrilmiştir

Yahut şiddetli bir açlık gününde kendisiyle yakınlığı olan bir yetimi, yahut yerde sürünen bir yoksulu doyurmaktır.

Âyet sayfası s.594 · 30. cüz
15

يَتِيمًۭا ذَا مَقْرَبَةٍ

Âyet sayfası s.594 · 30. cüz
16

أَوْ مِسْكِينًۭا ذَا مَتْرَبَةٍۢ

Âyet sayfası s.594 · 30. cüz
17

ثُمَّ كَانَ مِنَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَتَوَاصَوْا۟ بِٱلصَّبْرِ وَتَوَاصَوْا۟ بِٱلْمَرْحَمَةِ

17-18. âyetler birlikte çevrilmiştir

Sonra da iman edenlerden olup birbirine sabrı tavsiye edenlerden, birbirine merhameti tavsiye edenlerden olanlar var ya, işte onlar Ahiret mutluluğuna erenlerdir.

Âyet sayfası s.594 · 30. cüz
18

أُو۟لَٰٓئِكَ أَصْحَٰبُ ٱلْمَيْمَنَةِ

Âyet sayfası s.594 · 30. cüz
19

وَٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا هُمْ أَصْحَٰبُ ٱلْمَشْـَٔمَةِ

Âyetlerimizi inkar edenler ise; kötülüğe batmış kimselerdir.

Âyet sayfası s.594 · 30. cüz
20

عَلَيْهِمْ نَارٌۭ مُّؤْصَدَةٌۢ

Üzerlerinde etrafı sımsıkı kapatılmış bir ateş vardır.

Âyet sayfası s.594 · 30. cüz

Meâl: Diyanet İşleri Başkanlığı Meâli — Diyanet İşleri Başkanlığı
Kur'an metni: Tanzil Project (CC BY 3.0)
Ses kaydı: Mişari Râşid el-Afâsî — AlQuran Cloud / islamic.network